Evet, zahire müptela olan akıl, şu keşmekeş kâinatta perestiş ettiği şeylerin zevalini görmek ile meyusane feryat eder ve bâki bir mahbubu arayan ruh dahi
لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ
feryadını ilan ediyor.
نَم۪ى خٰواهَمْ نَم۪ى خٰوانَمْ نَم۪ى تَابَمْ فِرَاق۪ى
İstemem, arzu etmem, tâkat getirmem müfarakatı...
Eğer bütün halk onun hizmetkârı ve yardımcısı olsa idiler, yine beş para faydaları olmazdı. Demek, <<ESBÂBIN TESİRİ YOK>>. Müsebbibü'l-esbab'dan başka bir melce olamadığını aynelyakîn gördüğünden Sırr-ı ehadiyet, Nur-u tevhid içinde inkişaf ettiği için şu münâcat birdenbire geceyi, denizi ve hutu musahhar etmiştir.