Şu üstünde tepinip durduğumuz dünyada bir avuç anlayışlı insan kaldı, her şeye çocukça inanmaya hazır bir avuç dürüst insan, o insanları kandırmanın kendimize benzetmenin yollarını arıyoruz. Numunelik insanlar, milyonda birler belki.
İnsan babasını seçemez. İnsan ailesini de seçemez. İnsan onlar yüzünden çekeceği acıları da seçemez. Aslında insan hiçbir şeyi seçemez ama seçemedikleri arasında en çok bunlar üzer onu. O yüzden en iyisi unutmak ve çekip gitmektir.
Babasız büyürsen alemin bir merkezi ve sınırı olduğunu anlamaz, her şeyi yapabileceğini sanırsın. Ama bir süre sonra ne yapacağını bilmez, dünyada bir mana, bir merkez bulmaya çalışır, sana hayır diyecek birini aramaya başlarsın.
Canı yanmış insanın başkasının canını yakmak için bu denli hevesli olması ne garip. Acı tende ateş, başkasına geçtiğinde kurtulacağını sanırsın. Sonra bakmışsın kendinle beraber onu da yakmışsın.
İnsanlar yaptıkları iyilikleri veresiye defterine yazıyor. Bir gün çantayı alıp sokağa çıkacaklarını ve bir haciz memuru gibi alacaklarını toplayacaklarını düşünüyorlar. Bu dünyada ya da öte dünyada... Fark sadece zamanlamada...