Maalesef hayatıma herhangi bir şekil vermeyi hiç bilemedim; gerek içimde, kendimi başkalarına ya da kendime kanıtlamak ve direnmek isteği doğuracak herhangi bir engelle karşılaşmadığım için ya da ruhum her an bir dakika önce düşündüklerinin ve hissettiklerinin tam tersini düşünmeye ve hissetmeye -yani sıklıkla birbirine ters düşen ve ısrarcı düşüncelerle zihinsel ve duygusal şekillendirmeyi parçalara ayırıp yok etmeye- fazlasıyla eğimli olduğu için ve gerekse kendimi başkalarının iradesine teslim edip alacakları Kararlara razı olmaya -bunları zayıflıktan değil de karşıma çıkacak zorluklara hemen boyun eğmem ve aldırmamamdan ötürü yapıyordum - yatkın bir yaradılışım olduğu için asla kendime özgü ve özel bir biçimde olmayı istemedim.
Çok defa başıma gelmiştir: oyun olsun diye kendi düşüncemin tam tersini savunayım derken kafam o tarafa kendini öylesine vermiş, bağlanmıştır ki, kendi düşüncemi yersiz bulmaya başlayıp bırakmışımdır.