Erken Hıristiyan tarihinin en dramatik pasajlarından biri bir Hıristiyan'ın Hadrianus'un en kişisel inşa projesine, dostu Antinous anısına yaptırdığı şehre karşı açtığı davadır. Antinous ile Hadrianus'un ilişkileri konusunda kesin olan çok az şey vardır. Muhtemelen Hadrianus'un 120'li yılların başlarında Atina'yı ya da başka bir Helen şehrini ziyaret ettiği sıralarda tanışmışlar; Antinous o sıralarda on iki ila on dört yaşlarında bir oğlanmış. Bundan birkaç yıl sonraya ait Roma sikkelerinde Antinous'un imparatorun av partilerine katıldığını, yani onun mahrem çevresine dahil olduğunu görürüz. Antinous 120'li yılların sonlarında, on dokuz ila yirmi yaşlarındayken aniden ölmüş, cesedi Nil nehrinin kıyılarına vurmuş halde bulunmuştur. İmparator Nil nehrinin kıyılarında Antinous’un öldüğü yerde genç adamın anısına Antinapolis adı verilen bir şehir yaptırmış ve Tivoli'deki evini genç adamın heykelleriyle doldurmuştur. Elde sadece belli parçaları bulunan hikayenin mantıklı yorumu Hadrianus ile Antinous'un sevgili olduklarıdır. Hadrianus'un Antinous'a duyduğu aşk onun oğlanın anısına koca bir şehir yaptırma arzusunu da, oğlanın ölümünden kısa bir süre sonra Antinous'un tanrı olduğu yolunda bir ferman çıkartmasını da açıklar.
... evli zengin aylaklar Bazilika etrafında takılırlar. Burada biraz geçkin de olsa epeyce bir fahişeye ve emeğini kiralayan ya da satan adamlara da rastlanır... Vicus Tuscus'da ellerinden her iş gelen eşcinseller dolanır.
Yunancada poiein sözcüğü ''yapmak'' anlamına gelir, bu kökten türeyen poiesis de ''yaratıcı edim'' demektir. Perikles dönemi Atinası poiesis idealini Spartalılar'a göre çok daha fazla, sürekli olarak yüceltiyor ve şehri bir sanat eseri olarak kavrıyordu. Hem bilimsel hem de siyasi akıl yürütme bu yaratıcı edimin bir parçasıdır; bazı antik yazarlar demokratik siyasete auto-poeisis, yani sürekli değişim halindeki siyasi özyaratım adını vermişlerdir.
Yunanlı tarihçi Herodotos kendi uygarlığının böyle yapmasının akla yatkınlığının karşısına Mısırlılar'ın garipliğini koyuyor ve şöyle diyordu: "Mısırlılar adet ve tavırlarında insanlığın normal uygulamalarını tersine çevirmiş gibi görünüyorlar. Mesela kadınlar pazara gidip ticaret yaparken erkekler evde kalıp dokuma işleri yapıyorlar."