Kalem,
duyguların kamçısı.
Yardakçısı talaşlaşmış hevesler,
nurtopu gibi ümitlerin katili hayaller.
Nedir sana unutturan kâlu belâdaki andını?
Ölüm heyulası mı,
yaşamaktan geri tutan seni?
Bu acı nedir?
Günlük koşuşturmalarda unutulan günlerin intikamı mı?
İlk sözü hatırlamak mı?
Acının yoğunlaştıkça bir sıvıyla tezahürü neden?
Rahmet mi?
Bu yüzdendir;
yağdıkça açıyor fidan,
ağladıkça rahatlıyor insan.
Acıyı katı bir maddeye dek yoğunlaştıracak şey,
ancak doğum sancılarındaki bir kadındır.
Ben bu sorularla boğuldukça,
kar yağıyor sokağa.
Sokak…
Sokağı dinlerken duyuyorum çıtırtısını,
kırılan melek kanatlarının,
toprağa giden insan adımlarını.