Dikkat Spoiler içerebilir!!!
-İnsan ruhu,büyük emeller peşinde belirli yüksekliklere ulaştıktan sonra baş dönmesine tutulursa artık eski yerine inemez,ancak yuvarlanıp gider.
-George Sand
Hepimiz resmedilmişizdir bu hayatta.Tamamlanmayan portremiz ise bizim dokunuşlarımızla tamamlanmak ister.Duygularımız,arzuladıklarımız ise portremizin kendine has malzemeleridir.
İşte ana karakterimizin Dorian'ın da bir portresiyle tanışıyoruz kitapta.Portresini biçimlendirmeye gönüllü bir ressam ve aforizmalarıyla yer yer bizi sinirlendirmekten,düşündürmekten edemeyen bir aristokratla tanışıyoruz.Dorian kendi portresini gördüğünde onun zamana hapsolduğuna haset ediyor.ve onu tamamlamak yerine karanlığa terk ediyor."Çirkinler ve yaşlılar kötüdür"düşüncesi bu sefer onu mutlak güzellik dıştandır felsefesi onu bohem,sapkın bir hayata sürüklüyor.Portreden daha genç ve güzel kalmak istiyor.Portre yaşlanıp çirkinleştikçe bundan zevk duyuyor.Ta ki portreyi yok etmek isteyene kadar..
Kitabı bir arkadaşımın tavsiyesiyle okumaya başladım.Kitabı ilk okumaya başladığınızda yazarın betimlemeleri XIX.yy İngilteresindeymişsiniz hissi uyandırıyor.Ruh güzelliğinin herşey olduğunu özellikle kitabın her cümlesinde anlayabiliyorsunuz.Kitapseverlere (özellikle altını çizilmelik kitap severlere)tavsiye ederim.İncelememe sevdiğim bir cümleyle noktalamak isterim.
"Giyinip boyansan da renkler üzerinde solar.Ruhun siyahsa.
Sağlıcakla Kalın...