Zekâsının en soylu, en sevinçli güç olduğunun farkındaydı. Yalnızca kendisinin hissedebildiği o varoluş sevgisine hizmet adına çalışmayı sürdürdü. Emeğini yağmalayanlar için, onu hapse atanlar için, işkence edenler için çalıştı, onların imtiyazlarının bedelini kendi hayatıyla ödedi. Bu onun şerefi ve aynı zamanda da suçuydu. Diğerlerinin ona suçluluk duygusunu öğretmesine izin verdiği için de suçluydu. Kurbanlık hayvan rolünü kabul ettiği için, zekâsı yüzünden cezalandırılmayı, hunharların sunaklarında can vermeyi benimsediği için suçluydu.”