●DG●

●DG●
@Draw1881
Uyuyan milletler ya ölür yada köle olarak uyanir.MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Kur'aıı'da Bakara Suresi'nin 144. ayetinde; "... hoşnut olacağın kıble'ye seni, ey Muhamnıed, elbette çevireceğiz. Yüzünü Mesc'ıd-i Hcırâm semtine çevir; bu- lunduğunuz yönde yüzlerinizi onıın yönüne çevirin " (K. 2 Bakara Suresi, ayet 144) diye yazılıdır. Hatırlatmak gerekir ki, Muhammed, ilk başlarda Arapların Mekke yönüne dönük olarak ibadet etmelerine ses çıkarmamış ve hatta Kur'an'a koyduğu bir hükümle kıble yönünü kişilerin tercihine bırakmıştı: "Doğu ve Batı Allah'ındır, nereye dönerseniz, Allah'ın yönii orasıdır" (K. 2 Bakara Suresi, ayet 115, 142). Böylece Müslümanları, nereye isterlerse oraya yönelik olarak iba- det etmekte serbest kılmıştı.53 Ne var ki, bunu yaparken düşündüğü şey, kişinin özgürlüğü değil, Kudüs yönüne dönük olarak ibadet etmekte olan Yahudilerin ve Hıristiyanların muhalefetini tahrik etmemekti. Hatta onları İslama çekme düşüncesine kapılınca, kendisi bile Kudüs yönüne dönerek iba- det etmeye başlamış ve Müslümanları da kendisi gibi davranmaya davet etmiştir. Örneğin El Bera, Müslüman olduktan sonra, eski Arap geleneğince Kâbe'ye yönelmek istediğinde Muhammed onu caydırmış ve kendisi gibi Şam'a dönük olarak namaz kılmaya ikna etmiştir.54
Reklam
İslam öncesi dönem itibariyle Araplar arasında "Evladlıklarınızı oğullarınız gibi tutun" şeklindeki kural gereğince, kişilerin kendi "oğulluklarının" kanlarıyla evlenmelerini yasak kılan geleneğini değiştirmiş ve bunu "evlenebilirler" şekline sokmuştur. Sokmasının nedeni, kendisine vaktiyle evlat edindiği Zeyd'in eşi Zey- neb'e âşık olmasıdır. Bilindiği gibi Zeyd, çok sevdiği Zeyneb ile mutlu bir yaşam sürerken Muhammed'in Zeyneb'e âşık olduğunu anladığı an Zeyneb'i boşamış ve bunun üzerine Muhammed de Zeyneb'le, yani kendi oğlunun boşadığı bir kadınla evlenmiştir. Fakat evlenebilmek için, bu tür evlenmeleri haram sayan eski Arap geleneğini değiştirmek ge- rekmiş ve işte bunu sağlamak üzere de Kur'an'a, "... Evladlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde, onlarla ev- lenmek. konusunda mü'minlere bir sorumluluk olmadığı bi- linsin"49 (K. 33 Ahzâb Suresi, ayet 37)
Sayfa 444·Kitabı okudu
İslam öncesi dönemde Arap kabilelerinde kadınları sünnet etme geleneği dahi vardı. Bu geleneği Mııhammed yasaklamamıştır. Onun döneminde olduğu gibi o tarihten bu yana Afrika sahillerinden Hin- distan'a varıncaya dek hemen bütün İslam ülkelerinde bu gelenek bugün dahi hâlâ sürüp gider.
Sayfa 442·Kitabı okudu
Türkü ümmetçilikten kurtarıp millilik rayına otur- tan, Atatürk olmuştur. Ne var ki, onun ölümünden sonra siyaset are- nasını boş bulan siyaset ve din adamı, işbirliği halinde, milliliğine kavuşmuş Tiirkü yeniden şeriatçı yörüngeye sürüklemekte gecikmemiş ve yine Arap çıkarlarına hizmet ortamına sokmuştur.
Sayfa 440·Kitabı okudu
Ümmetçilik Arabın ister ve savunur gibi göründüğü bir tutumdur; fakat kendisi ümmetçi değil milliyetçidir, hem de koyu milliyetçi. Ümmetçi imiş gibi görünür ve görünmek için de İslamı kendisine pa- ravana yapar. İslamın ümmetçilik umdesini 20. yüzyıl boyunca kendi milliyetçilik gelişmelerine sömürü vasıtası yapmıştır
Reklam