Çok beğendim. Olaylar gelişirken çok arada kaldım. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı gibi suçun cezası bu muydu? Fazla mı oldu? Bu çözüm doğru bir çözüm müydü? diye sormaktan kendimi alamadım. Bazen “iyi oldu haketmişti” bazen “ tek suçlu görünen suçlu olmuyormuş bak”dedim. Yargıların siyah- beyaz olamayacağı, olamayacağı için de okuru çok fazla sorgulamaya,düşündürmeye itecek bir kitap ve böyle olması beni çok cezbetti.
Siyasetin kirli yüzünü ortaya çıkarırken hem iktidardakilere, hem de iktidarı ele geçirmek isteyenlere karşı büyük eleştiri var.
Ama benim kitaptan çıkardığım sonuç : İnsan iyiliği kendisi seçmelidir ya da seçemiyorsa özgür iradesiyle kendisi seçebilecek şekilde eğitilmelidir. Yoksa suç suçu doğurmaya devam eder
Bazılarımız anadan doğma savaşçıyızdır. Özgürlüğümüzü korumamız gerek. Benim için siyasi partiler önemli değildir. Nerede bir kötülük görürsem ona karşı çıkarım. Parti adlarının önemi yoktur. Özgürlüktür önemli olan. Halk özgürlüğü için başkaldırmaz, direnmez. Bir lokma ekmeğe, bir kaşık çorbaya değişir özgürlüğünü.