Son pişmanlık fayda etmez cümlesi, o güne kadar anladığın ve hissettiğim anlamından bambaşka bir şeye dönüşmüştü. Mesela affetmek değildi. Zaman geriye sarılamadığı için, eski kırgınlıklar bir iki cümleyle silinip gitmiyordu; faydasızlığı da bundandı son pişmanlığın. Ama başka bir şey oluyordu…
Yüzme ilk öğrendiğimde annem azıcık ileride ayakta durup ellerini bana uzatır, ona doğru yüzme mi söylerdi. Ne kadar gidersem gideyim bir türlü elim eline değmezdi. Şimdi de öyleydi sanki… Ne kadar aynı masaya oturursak ne kadar yemeğe çıksak da kimsenin yüzü gülmüyordu. Mutluluk, ellerini açmış bizi bekliyordu ama üçümüz birden ona ne kadar ulaşmak istesek de bir türlü varamıyorduk. Biz mi gitmeyi beceremiyorduk, mutluluk mu bizden uzaklaşıyordu, bilmiyordum.
En son ne zaman bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum ünlem ne babam evden gittiğinde ne Liana Amerika’ya taşındığında… Hiçbirinde bu kadar ağlamamıştım. Sanırım hiçbir veda insanın kendine el sallaması kadar yüklü değil bu hayatta ünlem hele bir daha ne zaman kavuşacağını bilmiyorsa hatta kavuşup kavuşamayacağından da emin olamıyorsa kapkara… Nefessiz… Boş… Çok boş bir duyguda asılı kalıyor insan. Bedenin cansız bir mankenden farksız.; Gözlerin… Göz bebeklerin… Burnun, ağzın bile sana ait değilmiş gibi…
Hüzün… Duyguların en kalp kimi bana kalırsa. Nereden, ne zaman çıkacağı belli olmayan, bir anda bir şarkıyla bile içine Çoku veren o kemirgen duygu. En kuytuda gizlenip içten içe yiyeni… Tüm duygular insana dair doğru ama bazı duygular kalp odacıklarından daha fazla yer tutuyor yatılı misafirler gibi kimileri… Öfke mesela, öyle değil ünlem en azından bende değil geliverir saniyede kırmızıya boyar her yerimi ve iki damarımı çıkarıp alır gider sebebini de kolayca yakalarım sonrasında. Neşe… Yerleşik olsun diye adaklara dadı, duygularımın gökkuşağı ünlem hiç gitmesin, hep kalsın, dediğim karamelize şeker gibi bir duygu o. Korkusu bile farklı ünlem ama hüzün… Hüzün bir zaman yolculuğu… Hüzününde kemirgen bir özlem var. Bir anının arkasına sinsice gizlenmiş, gözyaşı gibi tuzlu ünlem nereden çıkıverdidiğini anlamadigin gibi nasıl gideceğini de bilemem çoğu zaman. Lafı ağzıma tıkar gibi tüm duygularımı boğazında dugunler hüzün ünlem gitsin diye ağladığımda aksine ve yuva yapar içimde, görmezden gelip gülmeye çalışsam vay halime ünlem neşeli bir an bile köşebaşında yakalayıveririr. Kuytuda bekler hüzün… Öyle sinsice bekler ki; neyi neden özlediğimi anlayamadan dertop eder içimi.