Hayatın en çekilmez tarafı, en çaresiz hissettiğimiz zamanlardır şüphesiz. Ve en koyu çaresizlik de değiştiremeyeceğiniz gerçeklerle karşı karşıya kalmanızdır.
Olur da bir gün vakti gelir
Bedenim toprak altında kalırsa
Mezar taşıma şöyle yazılsın:
Yaşarken neden yoktunuz yanımda?
Hata aradınız attığım her adımda.
Şimdiye kadar hanginiz yaptı annelik?
Mezarımın başı neden bu kadar kalabalık?
Beyaz bir kefendir artık en sevdiğim kıyafet,
Selam olsun dünyada çekenlere ziyafet.
Afiyet içinde yediniz ömrümü,
Hani bunun neresinde izafiyet?
Düğümlendim, çıkamıyorum bu kuytudan.
Farkı yokmuş sanki uykudan.
Kim çözecek şimdi bu kör düğümü?
Ne olur babam bilmesin öldüğümü.
“O kadar uzaktım ki her şeye, o kadar yabancıydım ki tüm sevgilere; beni hayata bağlayacak şeyin her sabah mutlaka birkaç yudum kahve içmek olabileceğini düşünüyordum. Buna inanıyordum.”