Zaman ve ziyan ilişkisi gerçekten Hasan Basri'nin "Ey Ademoğlu sen günler ve gecelersin." sözünde gerçek anlamını bulur. Hepimiz ters çevrilmiş bir kum saati gibiyiz, zamanın öneminden bahsederken dahi azalıyoruz. İnsan bu dünyada, sıcak bir günde buz satan ve "Sermayesi eriyen şu zavallıya yardım edin!" diyerek bağıran adama benzemektedir.
Kitap ve kağıtla yapılan şey, dünyadaki dağınık gözlem verilerini birilerinin düzenli hale getirip gözlerimizin önüne koymasıdır. Gerek hakikati sağlayacak tefekkür, gerekse yaşamayı öğrenmek dünyadaki gözlem verilerinden uzakta değildir. Bu anlamı ile hayatı deneyimlemek öğrenim açısından bir kayıp değildir. Bakmayı bilen bir göz baktığı her yerden bir şey öğrenir. Yaşama dair meşguliyetler, hayatı ciddiyetle gözlemleyenler için boşa giden vakitler değildir.
Fakat depresyon her türlü immünolojik şemadan kaçar. Performans öznesinin artık hiçbir şey yapamayacağı anda patlak verir." Her şeyden önce depresyon, bir Können
lyapabilme]ve yaratma yorgunluğudur."" Depresif bireyin 'Hiçbir şey mümkün değildir' şikayeti, ancak 'Hiçbir şey imkansız değildir' inancında olan bir toplumda mümkündür.
Artık-Hiçbir-Können'i yapamamak, yıkıcı bir şekilde kendini suçlama
ve öz-yıkıma yol açar. Performans öznesi kendini, kendi kendisiyle savasır halde bulur. Depresif kişi bu içselleştirilmiş savaşta yaralanmış kişidir.
Yalnızca kendine ait olma buyruğu değil, aynı zamanda performans-baskısı da 'yorgunluk-depresyonuna' sebep olur. Böyle bakıldığında Tükenmişlik Sendromu, tükenmiş kendiliği değil, aksine daha çok tükenmis ve yanp kül olmuş ruhu [Seele] ifade eder. Ehrenberg'e göre depresyon, disiplin toplumunun emir ve yasakları yerlerini şahsi sorumluluk ve insiyatife bırakıldığı yerde yayılır. Gerçekten de kişiyi hasta eden şey, aşırı sorumluluk ve insiyatif değil, geç-modern çalışma toplumunun yeni emri olan performans buyruğudur.