Yazarımız kitaba duygusal zekâ ve IQ arasındaki farkları genişçe tanımlayarak başlıyor. İnsan ve toplum olmanın, birliktelik ve uyum içinde yaşayabilmenin temelinde EQ'nun IQ'ya üstünlüğünü çeşitli araştırmalardan somut analizlere yer vererek açıklıyor. Kısaca 'özbilinç, azim, dürtülerini frenleme, başkalarının duygularını paylaşabilme gibi özellikleri içeren bir zeka' şeklinde tanımladığı duygusal zekânın, özellikle çocukluk döneminde verilecek eğitimler, gösterilecek temelde aile içi ve okul içi uygulamalarla geliştirilebileceğini, genetik veya çevresel etkenlerle halihazırda oluşmuş, kalıplaşmış birtakım duygusal tepkilere mahkum, mecbur olmadığımızı, zaman alacak olsa da düzenli bir eğitimle beyinde duygusal açıdan olumlu bir değişimin oluşturulabileceğini yine yapılmış araştırmalarla destekleyerek açıklıyor. Dünyanın psikolojik olarak bugün geldiği noktada bu olumlu değişimin sağlanabilmesi ne kadar zor görünse de imkansız değil, değişime bugünden ebeveyn, öğretmen, patron, öğrenci, çalışan vb. herkesçe başlamaya gönüllü olabilirsek eğer.
Şu ana fikre ulaşmak için bu kadar dallanıp budaklanmaya gerek var mıydı bilemiyorum, fazlasıyla sıkıcı bir okuma oldu benim için, araya o kadar istatistiksel bilgi sıkıştırılmasa da ikna olurdum, olurduk diye düşünüyorum :)
Keyifli okumalar dilerim.