Herkese merhaba, uzun yıllar önce okuyum o zaman bile tadına doyamadığım Lermantov’un Zamanımızın Kahraman isimli eserini yeniden keyifle okudum çok uzatmadan birkaç satır ile düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Bu kitapta en çok içime dokunan şey, Peçorin’in yalnızlığı oldu. Kalabalıkların içinde kaybolmuş, ne yaptığını bilen ama neden yaptığını hissedemeyen bir ruh gibi… İnsanlara yaklaşırken bile aslında onlardan uzaklaşan biri. Okudukça insan hem onu anlamak istiyor hem de onun gibi olmaktan korkuyor.
Peçorin’in iç dünyası, sadece bir karakterin hikâyesi değil; sanki zamanın ruhuna tutulmuş bir ayna. Duyguların yüzeyselleştiği, bağların zayıfladığı bir çağın içinde savrulan bir insan… Kitap bittiğinde geriye bir hikâyeden çok, insanın içinde kalan o tarifsiz boşluk hissi kalıyor.