Ahh Bay Yalom… sana şimdi ne demeli? Aslında seni çok severim, bilirsin. Daha doğrusu o keskin ve etkileyici zihnini sevdiğimi söylemeliyim. Ama gel gör ki bu kitapta benim en hassas noktama dokundun; biraz canımı yaktın. Şimdi sanırım söz sırası bende.
Hayatım boyunca hoşgörülü olmayı, farklı inanç ve düşüncelere saygı duymayı ilke edindim. Ancak bu kitabın her sayfasında, okuyucuyu yönlendirmeye çalışan bir üslup hissettim. Elbette herkesin etkilenebileceği bir anlatım olabilir ama ben bu etkinin dışında kalmayı tercih ediyorum.
Karakterler üzerinden günümüz dünyasına dair yapılan bazı göndermeleri oldukça çarpıcı bulsam da, kitapta geçen şu ifade benim için bir kırılma noktası oldu: “Kudüs’e karşı savaşacak bir savaşçı işine yarar mı? Ben kararlıyım ve ölene kadar savaşacağım.” Bu sözler, benimle yazar arasında ciddi bir mesafe oluşturdu.
Bu nedenle, Irvin D. Yalom’un diğer kitaplarını okumama kararı aldım. Elbette farklı düşünenler olacaktır; hatta eleştiriler de gelebilir. Ancak bu benim kişisel görüşüm ve tercihim.
Sözü burada okuma arkadaşıma bırakıyorum. Benim için bu kitap maalesef bir hayal kırıklığı oldu ve zaman kaybı olarak değerlendiriyorum.
Ferhat Spinoza Problemi bu kitap bir hayal kırıklığı oldu bende.
Diyaloglar doğal bir akıştan ziyade, okuyucuya Spinoza felsefesi veya Nazi psikolojisi öğretmek için tasarlanmış birer "öğretmen-öğrenci" diyaloğu gibi. Karakterler konuşmuyor, adeta birbirlerine makale okuyorlar.
Alfred Rosenberg kısımları ise adeta bir "Kötülüğün Psikolojisi dersi. Rosenberg karakteri o kadar tek boyutlu ve "ben eziğim ve bu yüzden nefret doluyum" mesajını o kadar kör göze parmak veriyor ki, bir noktadan sonra okuyucu karakterin derinliğini merak etmeyi bırakıyor. Kötülük bu kadar sığ bir zemine oturtulduğunda, anlatı
Spinoza ProblemiIrvin D. Yalom · Kabalcı Yayınevi · 20132,694 okunma
Ahh Bay Yalom… sana şimdi ne demeli? Aslında seni çok severim, bilirsin. Daha doğrusu o keskin ve etkileyici zihnini sevdiğimi söylemeliyim. Ama gel gör ki bu kitapta benim en hassas noktama dokundun; biraz canımı yaktın. Şimdi sanırım söz sırası bende.
Hayatım boyunca hoşgörülü olmayı, farklı inanç ve düşüncelere saygı duymayı ilke edindim. Ancak bu kitabın her sayfasında, okuyucuyu yönlendirmeye çalışan bir üslup hissettim. Elbette herkesin etkilenebileceği bir anlatım olabilir ama ben bu etkinin dışında kalmayı tercih ediyorum.
Karakterler üzerinden günümüz dünyasına dair yapılan bazı göndermeleri oldukça çarpıcı bulsam da, kitapta geçen şu ifade benim için bir kırılma noktası oldu: “Kudüs’e karşı savaşacak bir savaşçı işine yarar mı? Ben kararlıyım ve ölene kadar savaşacağım.” Bu sözler, benimle yazar arasında ciddi bir mesafe oluşturdu.
Bu nedenle, Irvin D. Yalom’un diğer kitaplarını okumama kararı aldım. Elbette farklı düşünenler olacaktır; hatta eleştiriler de gelebilir. Ancak bu benim kişisel görüşüm ve tercihim.
Sözü burada okuma arkadaşıma bırakıyorum. Benim için bu kitap maalesef bir hayal kırıklığı oldu ve zaman kaybı olarak değerlendiriyorum.
Ferhat Spinoza Problemi bu kitap bir hayal kırıklığı oldu bende.
Diyaloglar doğal bir akıştan ziyade, okuyucuya Spinoza felsefesi veya Nazi psikolojisi öğretmek için tasarlanmış birer "öğretmen-öğrenci" diyaloğu gibi. Karakterler konuşmuyor, adeta birbirlerine makale okuyorlar.
Alfred Rosenberg kısımları ise adeta bir "Kötülüğün Psikolojisi dersi. Rosenberg karakteri o kadar tek boyutlu ve "ben eziğim ve bu yüzden nefret doluyum" mesajını o kadar kör göze parmak veriyor ki, bir noktadan sonra okuyucu karakterin derinliğini merak etmeyi bırakıyor. Kötülük bu kadar sığ bir zemine oturtulduğunda, anlatı
Spinoza ProblemiIrvin D. Yalom · Kabalcı Yayınevi · 20132,694 okunma
Herkese merhaba, bir kitabın daha sonuna geldim. Yine kısaca birkaç kelam etmek istiyorum.
Bu kitap bana şunu düşündürdü: Hayatımızı büyük kırılmalar değil, çoğu zaman “küçük şeyler” belirliyor. Bir bakış, bir cümle, bir an… Ve bazen en büyük acılar da en sessiz olanlardan doğuyor. Yazarın dili parçalı ama çok derin; sanki hafızanın içinden konuşuyor. Okurken olaylardan çok hislerin içinde kayboldum. Özellikle sınıf farkı, duyguların yasaklanışı ve çocuk gözünden görülen adaletsizlik insanın içine dokunuyor.