Ömer

Çocukluktan
Puan vermedi·198 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2020 10:13
Çocuklar ve çocukluk o kadar kıymetli ki... İnsan öyle anlarla karşılaşıyor ki gençken ya da yetişkinken belleklerde bir kıvılcım oluveriyor. Kimi zaman sıcak bir gülümseme, kimi zaman bir melodi, kimi zaman kokusuyla evi büsbütün sarmış mis gibi bir anne yemeği, kimi zaman çocukluğun geçtiği sokaklardan geçmek; kimi zamansa bir çocuğa gülümsemek, oyunlar oynamak hatta mızıkçılık yapmak, başını okşamak, gözlerine bakıp can-ı gönülden dinlemek, ellerinden tutmak ya da içine sokarcasına sarılmak... Bir zihin dolusu çocukluk anısını aydınlatıyor alevlenen kıvılcım, gözünün ortasına seriveriyor insanın. İnsan işte böyle anlarda çocuk bakıyor, çocuk gülüyor, çocuk koşuyor, yine o zamanlardaki gibi sarılmak istiyor, yani masumiyeti ve samimiyeti hatırlıyor. Sanki bu dünyadan göçüp gitmiş bir yakını ile karşılaşıyor ya da çocukluk arkadaşını ya da en sevdiği oyuncağını görüyor. Ama her kim ve ne ise çocukluğundan, masum ve günahsız zamanlarından geliyor. İster güzel anılarla ister kötü günlerle dolu olsun bu çocukluk; insana bir bakma, görme, duyma ve hissetme kabiliyeti veriyor. O öyle bir hâl ki derinden, masum ve samimi çocukluğundan geliyor. Hele bir de bu çocukluk taa o zamanlarından kitaplarla yoğrulmuşsa bu bellek daha bir billur hâle geliyor. Debisini yağmur suları ile artıran bir nehir misali yatağına sığmayacak derecede doluyor ve taşmak için imkan arıyor. Ya yazarak ya da anlatarak fazlasını boşaltıyor ve dinginliğine geri dönüyor. Ercan Kesal'ın Peri Gazozu da işte bu zaman süzgecinden geçip bize kadar akmış, gelmiş. Bergman da kendi filmleri için "Çocukluğuma giden kanalları açık tutmaya devam ediyorum. Sanırım pek çok sanatçı için aynı şey söz konusudur. Çocukluğum hayal gücümü şekillendirmekte ve benim için geçmiş daima şimdiki zaman olmaktadır." diyerek
1000Kitap
Peri GazozuErcan Kesal · İletişim Yayınevi · 20196bin okunma
Reklam
"İnsanın Hayırlısı"
8/10
·160 syf.··
2020 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2020 12:30
"İnsanın hayırlısı, insanlığa hayırlı olandır" sözünü düstur edinmiş mürüvvet, hamiyyet sahibi, öğrenme aşkı ile yaşamış bir insanla tanıştım. Gençlerle baş başa vermiş daha nice insanlarla önce insan, sonra mekan sloganı ile tabışabilmek umudu taşıdım, daha çok taşıyorum. Bu insanlar ki sevilirler Haluk Hoca'ya göre çünkü özlenen, anılan ve aranan haline gelmişlerdir. O insanlardan olabilmek duası ile... "Bir insanı çok sevdiğinizi nasıl anlarsınız? Onun yanındayken, onunla beraberken değil, onsuz kaldığınızda sevginizin derecesi meydana çıkar. Hayatınızdan çıktığından sonra her vesile ile onun bir özelliğini, bir güzelliğini, bir sözünü aklınıza getiriyorsanız gerçekten kaybınız büyük demektir... Gözün hakkı başka, gönlün hakkı başkadır."
1000Kitap
Gençlerle Hayat BilgisiHaluk Dursun · Yeditepe Yayınevi · 2022639 okunma
Bana Öğretmenini Söyle
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
94 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2020 12:29
Eğitim, öğretim üzerine yapılan mülahazalar, yenilikler, düzenlemeler; ders materyalleri, müfredat ve özellikle öğretmen etrafında yoğunlaşırken Hüseyin Hoca bizleri öğrenci, öğretmen, veli ve müdür sacayağını görmeye davet ediyor. Öğrenci, öğrenimini ve eğitimini dışarısı ile, sokak ile, bahçe ile ya da lapa lapa yağan kar ile birleştirip tamamlamadıkça öğrenmede kalıcılık kazanamaz. Edinilen şey ilim olmalıdır ki ilmi bilmekle insan kendini, dışarısını tanır. Ve o dışarısı ki insanın taa içinden taşmıştır, hayret-i nazara muhtaçtır.
1000Kitap
Bana Öğretmenini SöyleHüseyin Akın · Şule Yayınları · 202488 okunma
"Yaratılış"
8/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2020 15:18
Bulgakov, Genç Bir Doktor'un Anıları'ndaki gibi sivri, eleştirici dilini göstermiş bu romanında da. Ama biraz farklı bir yolla çünkü ortada bir köpek kalbi duruyor bu sefer. Hem bilimsel hem sivri diliyle tadılabilecek bir eser ortaya çıkarmış Bulgakov. Kendisi gibi doktor olan dayısından, yaşadığı çevreden yola çıkmış ve o günün mutlak deney hayvanı olan "köpek"leri ve köpekler üzerinden insanların türlü hallerini başlıca burjuva ve proleterya etrafında şekillendirerek vermiş. Her insanın bir karakteri vardır ve canlılar terörle değil yalnızca sevecenlikle ehlileştirilebiliri göstermeye çalışmış zannımca. Romanımızda bahsi geçen deneyle birlikte insan genleri hormonlar vasıtasıyla karakteri nasıl belirler, bir köpeği nasıl insanlaştırır onu göstermiş. Böyle yazınca köpek seviye atlamış gibi görünebilir fakat yazar her insanın bir köpekten üstün karakterde olamayacağını da görmemizi istemiş ortaya çıkan garip canlı ile. Bu yüzden elde edilen sonuç ne kadar fizyoloji biliminde devrim yapabilecek boyutta olsa da ortaya çıkan canlı ahlaktan yoksundu ve sevecenlikle de eğitilmesi zordu. Spinoza gibi bilge yaşadığı belirtilebilen bir insanın zaten her kesimden çıkabilecek ve insanoğlunun bu şekilde kendini idare edebilecek olduğu düşünüldüğünde de deneyin fiyasko olduğu zaten barizdi. Yazarın da tabiriyle fevkalade bir günde dünyanın en tatlı köpeğini alıp insanın tüylerini diken diken eden böyle bir musibete dönüştürmek için mi bu deney yapıldı sorsunu sormak zorunda bırakıyor bu durum. Bu durumda araştırmacı, meseleyi hızlandırıp örtüyü hemen kaldırmak yerine ihtiyatlı davranmalı ve doğayla paralel ilerlemelidir bu durumda baş karakterimize göre. Kısacası, her canlı belli bir düzeye kadar sevecenlikle idare edilebilir fakat tamamen değiştirilmesi veya tamamen kontrol
1000Kitap
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,6bin okunma
"Gör, Duy, Hisset"
9/10
·398 syf.··
Beğendi
·
2018 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2018 12:59
Vicdanını yitirmiş bir dünyadan seslendi bu sefer bize yazar; kırlangıçların hazin, kısa ama insana dünyanın bütün yükünü sırtlatmış hissi veren hayat öykülerine davet etti bizi. Görmeyen göz, duymayan kulak, hissetmeyen vicdan olmayalım istedi çünkü. Bari biz vicdanlı olalım dedi bu "Vicdansız" dünyada. Güzel ötüşleriyle bildiğimiz kırlangıçların çığlığını görmemizi istedi adeta tezatla. Çünkü ötmeye devam etmelerini istiyordu bu masum canlıların, çığlıklarını duymak değil bu yüzden bize de duyurdu. O nedenle, kitabın ismini "Kırlangıç Çığlığı" koydu zannımca. İşte bu düşünceler içinde gelmiştim kitabın yarısına. Adının derin bir anlamı olmalı diye düşünmüştüm okumaya başlarken. Öyle de oldu okudukça. Bahtsız yavrular kırlangıçlar, ölümleri sağırlaşmış kulakları tırmalamak için yankılanan çığlıkları oldu.
1000Kitap
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201839,7bin okunma
Reklam