Ama hep böyle güzel değilsin be dünya, dedim içimden. Kabul et, hiç de ahım şahım değildin. Bir yerlerde birileri için coşkuyla dönmüş olabilirsin, çünkü fırıldığın tekisin. Şimdi terk edileceğini anlayınca yeniden göze girmeye çalışan serseri sevgililer gibi cilveyle göz kırpsan da, ikimiz de biliyoruz, bunca zaman ağzıma ettin.
Ben artık tutmayayım, sıkmayayım, endişe etmeyeyim, öyle kendi haline bırakayım her şeyi, kalacakları varsa kalsınlar, gideceklerse de gitsinler istiyorum.
Biraz daha deli olsam uolun ortasına geçip, "Hepiniz öleceksiniz, kaçmayın," diye bağırmak isterdim. Ne var ki ancak kendime yetecek kadar deliydim. Tam akıllı kalmayıp tümüyle delirmeyi de becerememek insanı rencide ediyor.
Hayat acayipti. Herkesin içinde başka türlü bir ev hayali. Bir çatı, bir yuva, bir sevgili, bir dost, bir ben, hangi kisveye bürünürse bürünsün, içine girip sığınabileceği, orada kendini güvende hissedeceği imkansız bir huzur telakkisi.