Kemal Varol bu romanında yalnızlık ve acıyı öyle derin ve gerçekçi bir şekilde işlenmiş ki, bir süre sonra sadece okuyan değil, yaşayan biri haline geliyorsunuz.
Karakterlerin hissettikleri, yaşadıkları kayıplar o kadar samimi aktarılmış ki, ister istemez kendinizden parçalar buluyorsunuz.
Anlatılan acılar sadece karakterlere ait kalmıyor sizi de o duyguların içine çekiyor.
Dili ise oldukça akıcı ve sade. Okurken yorulmuyorsunuz, aksine sayfalar su gibi akıp gidiyor.
Kısacası bu roman, yalnızlığı, kaybı ve insanın iç dünyasındaki kırılmaları sade ama güçlü bir dille anlatan, okuru derinden etkileyen bir eser. Okurken hüzünlenmekten kaçamayacağınız ama buna rağmen elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplardan biri.
Samir'in gitmeden önceki gece sürekli dinlediği ve Eléonore'un bir türlü sözlerini hatırlamadığı şarkı dahil pek çok şarkıdan bahsediliyor kitapta. Son sayfa da tüm bu şarkılara ulaşabilmemiz için bir karekod bırakılmış, çok güzel bir ayrıntı. Ancak ben kitabı bitirdikten sonra Kenan'ı, Eléonore'u, Harun'u düşünerek bir de şu şarkıyı dinlemenizi tavsiye ederim:
Bir çiçek ümit içinde nasıl kaybolur?
O çiçekten bal tutacak arı mahvolur
Kalbimde yatan sensin, gözümde tüten
Seni benden alıp giden kader utansın
(Aşkın Nur Yengi - Kader Utansın)
Azalya ’yı bitirdiğimde uzun süre kitabı kapatıp başka bir şeye geçemedim. Kitaptaki pek çok karaktere ve kötü biten sona çok üzüldüm, çok kızdım.
Özellikle Muhsin ve Nergis, Aquilla ve Pegasso karakterlerine çok kızdım. Belki kötü değillerdi ama yaptıkları şeylerle her şeyi daha da zorlaştırdılar. Onlara kızarken bile içten içe üzülüyorsunuz. Yanlış yerde durmuş, yanlış kararlar vermiş ve bunu fark ettiklerinde artık çok geç kalmışlardı...
Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri yazarın dili oldu. Anlatım çok akıcı ama aynı zamanda çok duygulu. Bölümler ne çok uzun ne çok kısa. Ayrıca iki farklı hikâye arasında yapılan geçişler gerçekten çok başarılı. Kopukluk hissi yaratmıyor.
Kitap keşke güzel bitseydi. Mutlu bir sonu çok isterdim. Ama yazar bizi rahatlatmayı seçmemiş. Sevgi bazen yetmiyor. İyi niyet her şeyi kurtarmıyor. Ve geç kalınan duyguların bedeli ağır oluyor.
İşin Aslı, Judit ve Sonrası , 3 farklı karakterin bakış açısıyla anlatılan bir roman. İlonka, Peter ve Judith. Bu anlatım tarzı okuyucuya olayları farklı açılardan görme fırsatı sunuyor ve karakterlerin iç dünyalarını, birbirleriyle olan karmaşık ilişkilerini daha iyi anlamamızı sağlıyor.
ilk bölümde İlonka'nın gözünden gördüğümüz evliliği, yaşadığı acı ve çaresizlik en etkileyici kısımken diğer bölümler aynı etkiyi bırakmadı bende. Kitap karakterlerin hataları, zaafları ve içsel çatışmalarıyla düşündürücü ve duygusal yoğunluğu yüksek bir kitap.Yazarın dili akıcı.
Sándor Márai sıradan gibi görünen eylemlerin başkalarının üzerinde yarattığı büyük sonuçları çarpıcı bir şekilde göstererek insan ilişkilerinin ne kadar kırılgan ve birbirine bağlı olduğunu en güzel şekilde anlatıyor bize.
Kar Kuyusu romanı, hem anlatım gücüyle hem de sorgulamalarıyla etkileyici bir eser. Yazar, karakterlerin iç dünyalarını ustalıkla işlerken okuyucuyu da kendi hayatıyla ilgili düşünmeye itiyor. Özellikle “mutluluk” ile ilgili sorgulamalar, insanın kendine sormaktan kaçtığı soruları tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
Bu kitabı okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Hikmet Hükümenoğlu’nun dili o kadar akıcı ki, bir anda kendimi karakterlerin arasında buldum. Kar Kuyusu, hem konusu hem de kurgusuyla gerçekten etkileyici bir roman.
Yazar, karakterlerin duygularını öyle gerçek anlatmış ki, okurken kendi hayatımla da bağ kurdum. Olaylar çok doğal ilerliyor, hiçbir şey zorlama hissettirmiyor.
Harika bir kurgu, mükemmel bir anlatım… Kesinlikle tavsiye ederim!
Kar KuyusuHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 2024975 okunma
Dalgalar adlı romanı, farklı anlatım ve yazım şekliyle edebiyat tarihinde önemli bir yere sahip kabul ediliyor. Kitap altı arkadaşın çocukluktan yetişkinliklerine uzanan hayatlarını yine onların dilinden parça parça anlatıyor. Bu sayede aynı olayları ve karakterleri farklı bakış açılarıyla görebiliyoruz.
Ancak kitabı okurken benim için zorluk yaratan bir nokta oldu: Özellikle ilk 50–60 sayfada kullanılan dil oldukça ağır ve yorucu geldi. Woolf’un şiirsel bir dille nesir yazmayı denemesi, bir yandan romanı farklı ve edebî kılıyor ama diğer yandan okuyucuya biraz “fazla zorlama” hissettirebiliyor. Sanki her cümlenin özel olarak süslenmesi gerektiği düşünülmüş gibi ve bu da akıcılığı azaltıyor. İlk bölümlerde bu yüzden okuma hızım düştü, yer yer sıkıldım.
Öte yandan kitabın ilerleyen sayfalarında ya ben bu üsluba alıştım ya da yazarın ilk bölümlerdeki şiirsel dili biraz daha azaldı. Kitapta Woolf, yaşamın gelip geçiciliğini ve dostlukların zamanla aldığı şekilleri çok güzel bir şekilde anlatmayı başarmış.
Kısacası Dalgalar, kolay okunacak bir roman değil. Dili yorucu, başlarda sıkıcı hatta uzaklaştırıcı olabiliyor. Ama sabırla devam edince, romanın altında yatan fikirlerin ve karakterlerin iç dünyalarının zenginliği ortaya çıkıyor. Yine de bu tarzın herkesin sabrına uygun olmadığını, özellikle şiirsel anlatımın yer yer romanın akışını bozduğunu düşünüyorum.
DalgalarVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,953 okunma