Adam, kapalı kapının bu yanında, uzak çağları dolduran ıssızlık içinde, bir başınaydı. Ve eskiden bütün olan, bütün olduğu için, ona, ancak şimdi algılayabildiği geçmiş bir huzur veren onca şey parçalanıvermişti. Beraberken o denli doğal olan her şey parçalara bölününce yabancılaşıyordu. Bunlar hep kapının kapalı olmasından ötürüydü. Kapı bir açılsa her şey değişecek, bu insafsız yanlışlık düzelecekti.
Yaa, yaşlılık bazen iyi bir şeydi. Ayıplanmaktan filan korkmazdı artık insan. Gücünün kesildiği yerde, aklına esen köşeye çökerdi böyle. Gelen geçen ne derse desin, aldırmazdı.
... dışarısı adamı hiç ilgilendirmiyordu.
Dünya; sesleri, renkleri, acıları, sevinçleriyle çoktan bırakıp gitmişti onu. Oda kapısının gerisinde kalan her şey yabancıydı. Karısı bile. Kapıdan her girişinde, onu yeni baştan tanıyordu. Sonra çıkıp gidince, o da sokak gibi yabancılaşıyordu.