Çekip gittim. Karanlık duvarları yıkmak yetmiyordu. Bazen karanlık bir duvarı yıkarsınız ve önünüzde geniş bir yol açılır ama ikinci bir duvara kadardır bu. Gelmez duvarların sonu. Bazen de aklın barikatlarını yıkarsınız ve önünüzde deliliğin yolları açılır ama yeni bir akla kadardır bu. Ne deliliğin sonu vardır ne de aklın, ne duvarların sonu vardır ne de yolların. Sokaklar boyu yürüyüp düşündüm, gidecek yerim yoktu benim. Rüzgarlara karşı durup düşündüm, arayacak kimsem de yoktu benim. Yolun başında müptelaydım, yolun sonunda müptezel.
Teyzenin gözlerine baktım, içinde biriken gözyaşlarına, boğazında tıkanıp kalanlara, kuru gözlerine kadar gelip akamayanlara. Tanıyordum o gözyaşlarını bir yerden. En çöpsüz denizierin martıları da böyle ağlar, sadece çocukken inanılan yalanlar da böyle kanatır, mermiler de böyle deler geçer yüreği.
Umut biter, sadece sözler kalır, kırık dökük, yaralı, tedirgin, gücenik. Hiç söylenmese de olacak, hiç söylenmese sonradan çekilen azapları da daha az olacak.Boşa söylenmiş sözlerin azabı, çoğu zaman, hiç söylenmemiş sözlerin azabından ağır. Bazen bir cevap olur, daha beter. Bazen bir bakış olur, son umutları kırılmadan evvel, ...