Dilek

Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
YA SENSİZLİK ÖLMEKSE Bir zaman sen vardın ya, ben böyle yok değildim Düşünürdüm neyi mi? Hep seni odalarda Kimdi bana benzeyen baktığım aynalarda Senden başkası mıydı o sensiz beklediğim Bir zaman sen vardın ya ben böyle değildim Kim bilir ağlamayı ölüp kendi kabrinde Sensizliği bu türlü benim kadar kim bilir Akşam karanlığında herkes gider o gelir En sevdiğim çiçekler çürümüş ellerinde Kim bilir ağlamayı ölüp kendi kabrinde Ya sensizlik ölmekse her gün bir başka türlü Ya bir şey olmamaksa sen olmak o yerlerde Yaşamak nerde hani yaşamak gücü nerde Bilinmez sensiz kalan yaşıyor mu ölü mü Ya sensizlik ölmekse her gün bir başka türlü
Sayfa 619
MASKE Sevgileri atın içinizden İnançlarınızı bir bir kovun Tek başınıza kalın dünyada İnsin perdeler bitsin bu oyun Yetmez mi her gün aldandığınız Ve kahrolduğunuz geceler Nice dost bildiğiniz yüzlerden İndirin o gülen maskeleri İşte gerçek yüzleri; pis, iğrenç Artık hiçbirine inanmayın Aldanmaların bittiği yerde Dostluk ve sevgi neymiş anlayın
Sayfa 611
Eskiden masum bir fikrim vardı Sanırdım ki herhangi bir fenalık ruhumuzu baştan başa kirletir, onda hiçbir temiz nokta bırakmaz. Halbuki hakikatte her zaman böyle olmuyor. Maddi sukutların manevi sukutlardan bir farkı var. Mesela bir uçuruma düşen insan paramparça olup ölüyor. Fakat manen düşen insanın bazen yalnız bir tarafı zedeleniyor, öte ta-raflan tamamıyla salim kalabiliyor Fahişeler görüyorsunuz ki aile muhabbetini hiç kaybetmemiş, katiller görüyorsunuz ki samimi surette seviyor, acıyor, yardım ediyor.
Sayfa 98