Kitapta en çok sevdiğim şeylerden biri terapistin samimi olmasıydı. Kendi zayıflıklarıyla ve gelişim alanlarıyla cesurca yüzleşiyor bunu yaparken kendi ilişki deneyimini danışanlarının sürecinden tamamen ayırmadan paylaşıyordu. Danışanlarına duyduğu şefkat ve anlayışı kendi yolculuğuna da yansıtması kitabı daha gerçek ve yakın yapmış. Kitap boyunca aşkı ve cinselliği kendi iç dünyasında ve erkeklerde keşfederken akıcı dil ile ele almış.
Özellikle şu alıntı kitabın ruhunu çok iyi yansıtıyor:
“‘Ama durun, bu benim problemim. Gerçekten de sevme yeteneğimle ilgili sorunlar yaşıyordum. Aşk pek de kolay bir şey değildi romantizm gibi değildi. Sadece insanın içini ısıtan bir his değil, belli bir kararlılık ve ruhsal dayanıklılık gerektiriyordu. Erkeklerin engelleyici ve kusurlu olduğunu anlamaya başlamıştım.’”
Feyyaz Yigit’in sesinden okudum kitabı. ‘Gibi’ dizisinin senaryosunu okuyor gibiydim. Absurd komedi tarzı sevenlerin beğenebileceği bir kitap. Diğer türlü beğenmeyebilirsiniz.
Olduğu KadarFeyyaz Yiğit · Okuyan Us Yayınları · 2019875 okunma
İnsanların yaptığı hataları ya da yaşadığı zorlukları sürekli anne-babaya yüklemekten fazlasını anlatıyor. Yazar diyor ki: nasıl göz rengimizi ya da boyumuzu ailemizden alıyorsak geçmiş nesillerde yaşanmış travmalar da bize genetik olarak geçebiliyor. Bu düşünce kitabı okurken motive ediyor çünkü suçlamaktan çok anlamaya ve araştırmaya yönlendiriyor.
Okudukça kendi aile haritanı kuruyorsun. Hiç tanımadığın atalarına bile empati ve şefkat duyabiliyorsun. Kitabın sonunda yazar şu hap bilgiyi veriyor: nesiller boyunca süren bir sevgi bağı var ve atalarımız biz daha iyi bir hayat yaşayalım diye bize tüm desteklerini vermeye hazırlar, sen yeter ki bağ kur. Bu düşünce insana iyi geliyor.