"...fırçam ve renk renk boyalarım var. alev alev dolanıyor içimi çizme isteği. aslolan çizmek değil, özlem. bir yol çiziyorum, giderek daralan, perspektif bildiğimden değil, gözlem. yollar uzakta daralıyorlar, bunu uzun otobüs yolculuklarından biliyorum. bir kız çiziyorum yolun başına, eline bir çanta veriyorum, okula gitsin, okusun hasbam. uzun uzun saçlar çiziyorum, işi ne, tarasın yosmam. sonra resme bakıp basıyorum şarabı bardağın gözüne, bardağın gözünün tam neresi olduğunu çok iyi bilemeyerek. seviyoruz ya, içmek gerekli. kız çıkıp gidiyor resim kağıdından. fırçalarımı kırıyorum, boyalarımı atıyorum gayya kuyularına. içimdeki çizme isteğini bir ressama ciro edip basıyorum şarabı bardağın gözüne... bardağın gözü olmaz. çekmece mi bu? çekmecenin gözünün de bir şey gördüğü söylenemez. kendin yarat dertleri, kendin üzül. delikanlı bir felsefe."
Harcama bağımlısı tüketici toplumun nasıl zombileştiğini çok güzel anlatan bir kitap.
Herkes bir parçasını bulabilir hikayede.
Gerilim yaratan iyi kurgulanmış hikaye.
Dizi/filmlerden bilinen bir isim.
Kafası çok ayrı çalışan biri.
İlk iki kitabı çocuklu ve gençliği, tam sevdiğimiz o nostaljisi ile akıp giden bir hikaye.
Bir hikayede kendimizden bir şeyler bulunca sahipleniyoruz. Aslında kendimizin hikayelerini okumak istiyoruz.
Bu kitabında da o sevilen film/dizilerin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Okurken kahkaha atılabilinir.