"FITI FITI"
Kitabın arka kapağında da yazdığı gibi; İşler Güçler, Kardeş Payı, Çalgı Çengi, Düğün Dernek gibi dizi ve filmlerin senarist ve yönetmenliğini hatta birkaçının da yapımcılığını üstlenen Selçuk Aydemir’in sinema sektörüne nasıl başladığını ve bu amaç uğruna neler feda edip neler kazandığını, en önemlisi de nasıl anılar biriktirdiğini anlatan şahane bir anlatı kitabı.
Kitabı iki farklı açıdan değerlendirmek mantıklı olacaktır:
Birincisi net. Kitap gerçekten komik. Daha önce, “kahkalara boğdu, çok komik, gülmekten okuyamayacaksınız…” denilen nice kitaba gülmedim. Okurken eğlendim, keyif aldım ama kahkaha da atmadım. Aslında bu kitaplarda mizahta vardı, espri de. Verilen esprileri de aldım oysaki ama kitap bittiğinde -kitap komikmiş- etkisi yaratmadılar. Belki sorun bendedir, sonuçta herkesin mizah anlayışı farklı. Benim hoşuma gitmeyen farklı bir hadise var. Kitap güldürmeyecekse arka kapağına şişirme yazılar yazmayın. (çok güleceksiniz, kahkaha tufanı sizi bekliyor vb.) Bizde kitabı gülme hevesiyle almayalım. En azından gülmeyince, “iyi de güldürmedi” demeyiz. İşte, bu kitabın arka kapağında bizi böyle şişirme süslemeler karşılamıyor. Dolasıyıyla okuyucunun beklentisini çoşturmuyor. Fakat yazarı tanımayan okurlara bir tavsiye: Söz konusu Selçuk Aydemir ise beklenti hep üst seviyede olmalıdır. Konuyu şuraya bağlamaya çalışıyorum: Bu kitabı okuyunca Selçuk Aydemir’in nasıl bu kadar başarılı, güldüren ve kendine has film ve diziler çektiğinin cevabını gülerek bulacaksınız. Cevabıda çok basit zaten. Çünkü adamın kendisi komik. Başına gelen olaylar, tanıştığı insanlar komik. Bize anlattıklarıda kendi hikayeleri olunca, bizi nasıl güldürebildiğinin cevabını alıyoruz. Sonuç? Ben güldüm, Allah sizide güldürsün.
Değerlendirmek istediğim ikinci konu ise kitabın