Halk, bir çocuk kadar güvensizdir, ortada bırakıldığı takdirde korkuya kapılır ve kaçmaya hazırdır, güvensizliği içersinde tehlikelidir, her türlü telkine kapalıdır, her türlü düşünceye kapalıdır, her türlü insanilikten uzaktır, vicdansız, tutarsız, nereye yöneleceği belli olmayan, güvenilmez ve acımasız bir varlıktır, ama öte yandan da kendini bulduğunda cömert, yüce gönüllü ve fedakarlığa hazır ve cesurdur, ufkunda doğru yolun şekillenmeye başlamış olduğu ve bundan ötürü de artık bir uyurgezer gibi hedefine doğru ilerleyen bir çocuğun bütün özgüvenine sahiptir.
Devlet kitlelere kaybetmiş oldukları o bedensel ve ruhsal güvenliği yeniden sağlamalıdır, onlara sürekli bir barışı garanti etmelidir, kitlelerin tanrılarını korumalıdır, ve özgürlüğü kamunun esenliğinin ihtiyaçlarına göre dağıtmalıdır. Devletin insaniliği yalnızca ve yalnızca budur, bu belki de mümkün olan tek insaniliktir, ama hiç kuşkusuz en iyisidir, gerçi kamunun esenliği söz konusu olduğunda bu insanca tutum epey insanlığa aykırı bir görünüm alır, tek tek kişilere veya gruplara karşı acımasız davranır; kamunun esenliği uğruna tek kişinin hakkının çoğunluğun hakkı önünde eğilmesi sağlanabilir, sağlanmalıdır..