Çünkü, paris'te aşk, romanlardan doğar.
Orda olsalardı üç, dört roman, belki de bir, iki opera şarkısı, genç öğretmen ile çekingen hanımına durumlarının ne olduğunu anlatırdı.
Ama iz tutmaya gücü yetmiyor artık.
Görse bile en kaba, ya da en ince yüzü,
En çarpık yaratığı, en çok sevği vereni,
Dağları ve denizi, geceyi ve gündüzü,
Kargayı ve kumruyu, hepsinde bulur seni.
Başka şey sıgmaz, dolmuş seninle tıklım tıklım,gözümü sahte yapar gerçeği gören aklım.