“Cehennem, yönetici sınıflara ve partilere karşı en önemli meydan okuma, onlara karşı en büyük tehdittir. Onların da yanılabileceğini, kendilerinden daha büyük güçler tarafından cezalandırılabileceğini imâ eden bir tehlikedir cehennem. Cehennem düşüncesi halka ilâhi adalet düşüncesini, çektiklerinin karşılıksız kalmayacağını telkin eder. Cehennem kavramının kaldırılmasıyla, ezilenler, kendilerini ezenleri orada hayal etme özgürlüğünden yoksun bırakılmış oluyorlar. Bu durumda yöneticilerin maruz kaldığı yegâne tehlike, kendi skandallarının ya da teröristlerin kurbanı olmaktır. Yöneticiler, yirminci yüzyıl bilincinden cehennem düşüncesini silmek için kitle iletişim araçlarını kullandılar. Mahkûm edildiğimiz bu güçsüzlük içinde, ezilenlere bir zamanlar avuntu kaynağı olmuş ikonlardan bile yoksunuz artık. Yeryüzünde cennet kurma iddiasında olan çağımızın totaliter rejimleri, cehennemi yok ettiler. Öteki kavramım -yaşam ötesi kavramım yok ettiler. Ölüm ve cehennem, günlük bilincimizden, mümkün olduğu oranda uzaklaştırıldı. Cehennemi ortadan kaldırmakla, günümüz yöneticileri, totaliter güçlerinin doruğuna erişmiş sayılırlar. Ölüm ve cehennem yeniden doğrulanmadıkça, yeryüzündeki cennete manevi bir alternatif kazandırılmadıkça, totaliter güçler giderek kuvvetlenecektir. Günümüzde cehennem kendilerine inananların, cennet ise paralı askerlerin mekânıdır.
16 Ekim 1986, Marburg”