1000Kitap Logosu
Duygu Erkut
TAKİP ET
Duygu Erkut
@Duygumik
87 okur puanı
18 Ağu 2019 tarihinde katıldı.
96
Kitap
87
İnceleme
18
Alıntı
0
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Duygu Erkut
Kayboluyorsun'u inceledi.
416 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Kariyerine odaklanmış, son derece başarılı ve yakışıklı eşinin ilgisizliğinden, ihanetlerinden dolayı boşanmak üzereyken yaşadığı bulanım sonrası ilişkisine tekrar bir şans veren Mia artık çok mutludur. Ta ki eşi Frederik ile rüya gibi geçen üç yılın sonunda gittikleri tatilde, Frederik’in hayatına yavaş yavaş sızıp onu zamanla tamamen eline geçiren bir beyin tümöründen etkilenerek zihinsel bir çöküntüye girdiği farkedilinceye kadar. Artık tamamen bambaşka bir insana dönüşmüş ne yaptığını bilmez haldeki Frederik’in karıştığı yolsuzluk davası sürerken Mia’da bir kez daha çok iyi gittiğine inandığı evliliğinin (nasıl düzeldi?) geçmiş ve geleceğini (kendimi tamamen bu iyileşip iyleşmeyeceği belli olmayan hasta insana adayarak yaşayabilir miyim? ) sorgulamaya başlar. Frederik’in bu büyük değişiminden etkilenmeyen yoktur fakat bu karakterlerin hiçbiri zaten özünde birer melek değildir. Yazar da satır aralarında bunu çok net hissettirir. Hatta yazar bir noktada iddiasını kuvvetlendirerek bize her insanın zayıflıkları olabileceğini, sürekli özverili ve fedakar olabilmenin yolunun da ancak bir nevrozdan geçebileceğini söyler. Öyleyse ruhumuz, kalbimiz, duygularımız ismen var olup cismen var olmayan sadece beynimizin dile gelmiş hali mi? Kitabı bitirince durup bunu bir düşünelim. #kitapağacıdevrialemkulübü ile birlikte ilk kez modern dünyada geçen, içinde cep telefonlarının, internetin, süpermarketlerin olduğu sıradışı bir olayla hayatları değişen sıradan bir aileyi konu alan roman okuduk. Belki #600gündeedebidevrialem yolculuğunda en sevdiğim eseri olmadı ama kişisel okuma zevkini bilmesem bile her okuyucuya tavsiye edebileceğim; tam da bir solukta okudum cinsinden seçilmiş tek kitabıydı. Bu tespitim eseri sıradanlaştırıp, değerini gözünüzde azaltmasın çünkü Danimarkalı yazar Christian Jungersen romanını nöroloji konusunda ciddi araştırmalar yaparak ve bu bilgileri sürekliyici bir hikâyeye çok güzel şekilde yedirerek yazmış. Bu denli zor bir rahatsızlığın hem hastada hem çevresindeki insanlarda yarattığı psikolojik, sosyolojik travmaları sonuna kadar hissettirmiş.
Kayboluyorsun
Okuyacaklarıma Ekle
1
Duygu Erkut
Salka Valka'yı inceledi.
400 syf.
·
18 günde
·
7/10 puan
Uçlarda yaşayan, sınırlarını çizemeyen, manik bir annenin her koşulda kendi hayatına sahip çıkmaya çalışan gürbüz kızı Salka Valka’nın kaderi, paralarının yettiği yere kadar yolculuk yapabildikleri için güneye yerleşmek isterken kendilerini İzlanda’nın kuzey sınırında; soğuk, sefalet ve balık dışında hiçbir şeye rastlanmayan bir sahil kasabasında buldukları gün çizilmiştir. 1955 yılı Nobel Edebiyat Ödüllü yazar, balıkçı kasabasının soğuğunu, denizin iyot kokusunu, o sefaleti, pisliği sonuna kadar okuyucusuna geçirmiş. Film izler gibi okunan, canlı bir eser. Bu yoksunluklarla dolu, her türlü istismar ve eziyetin anlatıldığı kadın hikâyesinin bana göre güzel yanı acıtasyona girmeden, arabeskleşmeden bunu akıcı ve yormayan bir metinle başarabilmiş olması. Ülkede yaşanan siyasi gelişmelerden yer yer karmaşık ve yüzeysel diyebileceğimiz bir dille bahsetmesi bu gelişmeleri Salka ve balıkçıların nasıl algıladığını ve yaşadığını okuyucuya geçirebilmek için bence. Kapitalist düzenin işçi sınıfının üzerindeki sosyolojik etkilerini, ülkedeki siyasi gelişmeleri aslında sadece ekonomik açıdan değerlerdiriyor olmalarını, kasabanın tek sahibi diyebileceğimiz Borgsenn’i bir gün bir baba bir gün düşman bellemeleri dünyalarının ne kadar ufak olduğu ve bu yokluk ve cehalet içersinde ideolojik perspektif geliştirmelerinin mümkün olmamasıyla alakalı… Tabii Salkamızı o küçük dünyada allak bullak eden aşk faktörü de var. Küçük yaşta yaşadıklarından sonra kadın gibi görünmeyi bile red etmiş pantolonlu kız acaba hep hayal ettiği gibi, kaderi annesinin kaderine evrilmeden tek başına güçlü bir şekilde mi yaşayacak yoksa çocukluk aşkı Arnadur yüzünden dünyası yerle bir mi olacak?
Salka Valka
7.9/10
· 289 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
3
Duygu Erkut
Uyanış'ı inceledi.
200 syf.
·
8/10 puan
“gelenek ve önyargı seviyesinin üstünde uçmak isteyen kuşun kanatları güçlü olmalıdır. zayıf kuşların yara bere içinde, yorgunluktan perişan olmuş halde yere düştüğünü görmek çok acıklıdır." Kate Chopin’in, 1900’lerin başında, evliliğin kadın üzerindeki yapmacık sosyal yaptırımları, ihanet ve cinsellik gibi konuları ele aldığı ve dahası “kadın şayet isterse kendisi için başka bir hayat mümkün mü?”sorgulamasına girdiği bu eser, büyük yankı uyandırır ve tabu sayılan mevzular hakkında yazmak kariyerini bitirir. Kitap Amerika’da yasaklanır, yazdıklarıyla paralel bir yaşam sürmeye çalışan yazar ise toplum tarafından dışlanır. Duru, yalın bir dil ile yazdığı eserinde, çok fazla hissel ayrıntıya yer vermez. Okuyucusundan olayların işlenişi, Edna’nın hal ve tavırları üzerinden duygu çıkarımları yapmasını bekler. Bu da zaten kısa diyebileceğimiz romanı sürükleyici, merak uyandırıcı ve kolay okunur bir esere dönüştürür. Bir kadının kendi yetenekleri, arzuları üzerine yoğunlaşması, hayatının geri kalanını nasıl yaşamak istediğini sorgulaması ve neticede toplumun dayattığı değerlerden uzak cevaplar elde ettikçe de görünmez iplerle bağlı olduğu sosyal rollerden kopup kopamayacağının öyküsü diye de özetleyebiliriz. Edna’yı neden sevdim; öncelikle hiçbir roman kahramanını bana benzemiyor diye sevmemezlik edemem. Onun yazar tarafından ne kadar gerçek yaratıldığıyla ilgilenirim. “Çocuklarım için canımı veririm ama hayatımı vermem” diyerek daha kitabın ilk sayfalarında hayata bakış açısı hakkında ipucuyu verir. Kendi hayatını kurmak isterken bir yandan da aslında doğuştan onun olmayan statü, mülk, eşyadan da vazgeçebilen bir kadın Edna. İkiyüzlülüğü olmayan. Kopamadığı tek bir sosyal rol var. O yüzleşmeye girdiğinde belki de kapıldığı çaresizlik buhranının etkisiyle, topluma “biz haklıydık, hak etti” dedirtecek ama aslında tam Edna’ya uygun, dedikleriyle tutarlı bir son çizdiğini de görüyoruz.
Uyanış
7.6/10
· 1.149 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
2