Gözlerine bakarken
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde
kayboluyorum…
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin...
✍ Nazım Hikmet | Gözlerine Bakarken
Ben bir iyiliğim, diyorum
Yitiklik duygusundan doğan.
Çoğalmak istedikçe azalmaktan alırım
Güzelliğimi.
Seçilmiş bir yalnızlığın içinden
Seslenirim mahcup ve özgür;
Sevdiği herkesi bir kedere
Dönüştüren kalbimle.
-Karlı bir boşluğa inen gece
Çocuk kalır odamın yanında.-
Kalabalığı kanıt gösteririm
Kalabalığın kendine:
Hiçbir yakınlık hiçbir hayale
Su taşımaz
Buğday olmaz
Un vermez…
Kendini sevmeni süsleme
Diyor, kitaba bakan dostum;
Bencil bir acısın sen.
Kimseye sezdirmeden gülümsüyorum
Kalbimdeki kalabalığa.
Öyleyse neden odama düşüyor
Çekilen her perdenin yalnızlığı.
Ağzının pasını
Topuklarından aldığım çocuk…
-Suyum, unum, buğdayım-
Herkesin başkasını konuştuğu
Bu aynalar pazarında
Seni kimselere
Söylemeden öleceğim.
Bazen yakınlık körlüğü dediğimiz şey ortaya çıkar,kisi kendine o kadar çok yakındır ki ,kendindeki problemlerin farkında değildir.Burada da sağduyusuna ve bize olan yakınlığına güvendiğimiz bir iki insandan geri bildirim almak ise yarayabilir.