Godot’yu Beklerken (En attendant Godot),
Samuel Beckett’in 1952’dee yayımlanan, 1953'te sahneye konan, el yazmaları 1948'e ait, iki perdelik absürd tiyatro oyunu.
İlk kez 1953’te Paris’te sahnelenmiştir.
Oyun, Vladimir ve Estragon adlı iki karakterin, kim olduğu ve gelip gelmeyeceği belirsiz Godot’yu bekleyişini konu alır; olaydan çok bekleme, tekrar, anlamsızlık ve varoluşsal boşluk üzerine kuruludur.
Modern tiyatronun en etkili eserlerinden biri kabul edilir ve absürd Tiyatro’nun kurucu metinleri arasında yer alır. İlk Türkiye sahnesi:
İstanbul’da 1954 yılında Küçük Sahne Tiyatrosu tarafından sahnelendi.
Beckett’in Godoyu Beklerken'de yaptığı en radikal hamle şu bence, oyun boyunca hiçbir şey olmaz.
Ama aslında tam da bu “olmama” hâli oyunun kendisi olur.
Vladimir ve Estragon’un yaptığı tek şey Godo'yu beklemek...
Godot:
Gelmez.
Kim olduğu bilinmez.
Neden beklendiği tam anlaşılır değil.
Ama buna rağmen beklerler.
Burada Beckett bu bekleyişle şunu söyler bize:
İnsan, anlamın var olup olmadığını bilmeden ona tutunarak yaşar.
Godot;
Tanrı olabilir.
Umut olabilir.
Kurtuluş, ölüm, anlam, düzen olabilir.
Ama en önemlisi şu;
Godot, insanın kendi boşluğuna bakmamak için uydurduğu ertelenmiş bir nedendir.
Varoluşçuluk bağlamında esere bir göz atarsak, çünkü eser genelde varoluşcu etiketiyle verilir Beckett'in varoluşculuğu, Sartre'ın varoluşculuğundan farklı bir ivme izler.
Beckett, Sartre gibi “özgürlük” vaadi sunmaz.
Sartre:
“İnsan özgürdür, seçim yapar.” derken,
Beckett:
“İnsan ne seçeceğini bile bilmez, hatta seçtiğini sanırken tekrar eder.” der.