Demet Akpınar

Bir Ömür Nasıl Yaşanmalı?
İlber Ortaylı’nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır? adlı eseri, yalnızca bir “nasihat kitabı” değil; hayatı daha bilinçli, daha derin ve daha anlamlı yaşamak isteyenler için gerçek bir kültür ve tecrübe rehberidir. Ortaylı, tarih bilgisini kişisel deneyimleriyle harmanlayarak okura yön verirken, doğru seçimler yapmanın ancak bilgi, görgü ve merakla mümkün olduğunu güçlü bir şekilde hissettirir. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, sadece yeni şeyler öğrenmek değil; geçmişime dönüp bakmama neden olmasıydı. Açıkçası bazı sayfalarda durup düşündüm, kaçırdığım fırsatlar, değerlendiremediğim zamanlar için iç geçirdim. Yer yer hüzünlendim ama bu hüzün, insanı aşağı çeken değil; aksine “bundan sonra daha iyi yaşamalıyım” dedirten bir farkındalık oluşturuyor. Eser; eğitimden seyahate, okumadan insan ilişkilerine kadar geniş bir yelpazede öneriler sunarken, “ne izlemeli, ne okumalı, nereleri görmeli” gibi başlıklarla da okurun ufkunu genişletiyor. Akıcı ve sohbet havasındaki anlatımıyla kitap, sadece bilgi vermekle kalmıyor; insana hayatını yeniden gözden geçirtip daha nitelikli yaşama isteği uyandırıyor. Kısacası bu kitap, bana şunu hissettirdi: İyi bir hayat tesadüf değil; bilinçli tercihlerle, zamanın kıymetini bilerek ve kendini sürekli geliştirerek kurulan bir yolculuk. Ve belki de en önemlisi, geç kalmış olsak bile hâlâ başlayabiliriz.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdiki çocuklar bollukla büyüyor, büyüdüğünde de yokluğa intibak edemiyor. Daha kötüsüne hiç edemeyecek. Yokluğu anlamadığı için de, yoksulların gözü önünde edepsiz ve görgüsüz bir tüketim sergilerler. Muhafazakârları için de öbür grupların zenginleri için de bu ortak bir olumsuzluk ve Avrupa burjuvazisine göre Türkiye’de önemli bir sosyal gerilim nedeni… Hâlbuki onları çok tatsız durumlar bekliyor olabilir. Dahası bu kuşak bize göre çok istikrarsız... Bizim Mülkiye mezunlarının müfettişlik yapmak için bile beğenmedikleri bankada, veznenin arkasında yeni mezunları görüyorsun ki; bu bile şimdi çok iyi bir iş olarak kabul ediliyor. Ekmeğin zorla elde edileceğinin farkında olmak lazım. Bakın söylüyorum, çocuğunuzu gelecekteki zorluklara göre yetiştirin. Bu kadar basit... Şu andaki gibi çocuk yetiştirilmez. Çocuğunuza zorluğu göstereceksiniz. Onu kendiniz eğitecek, onunla bağ kuracaksınız. Ismarlama, tezgâhtan çıkma eğitim olmaz. Çocuğun eğitimi; 10 kuruşluk dondurma, 50 kuruşluk pandispanya gibi satın alınamaz. Bizde çocuklar belli bir okula veriliyor, çünkü efendim orada hâli vakti yerinde aileler çocuk okutuyor; verdikleri çocuğun da onlarla bir kalıba girmesi bekleniyor. Öyle bir şey olabilir mi? İnsanlar herhangi bir kalıba sırf okulla girmez; gayet açık ki bu, değişime uygun bir şahsi yetenek meselesidir. Okul dışı eğitim yönlendirmeleri bu asırda her ülkede başta gelmektedir.
bugün de öyledir, hiçbir şeyi uygun değildir. Ben bir yerin nasıl olduğunu öğrenmek için, küçük insanın nelerle mutlu olduğuna, şehirden ne kadar istifade edebildiğine bakarım. Çünkü burjuvazi yolunu her yerde bulur ama küçük insan bulamaz. Burjuvazi her yerde mutlu olabilir, küçük insan olamaz.

Demet Akpınar

, şu anda okuyor
%13 (50/384 syf.)
Truman Capote
8.8/10 · 968 okunma