Demet Akpınar

Demet Akpınar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·136 syf.·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 16:06
·
2026 25. kitabı
Choi Jin-young
7.1/10 · 416 okunma
Reklam
İnsan şeytandan kaçamaz… çünkü şeytan insanın içindedir.
6/10
·113 syf.··
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 00:54
Tolstoy’un Şeytan’ı, kısa olmasına rağmen insanın en karanlık yanına dokunan, huzursuz edici bir metin. İlk bakışta bir “yasak ilişki” hikâyesi gibi görünse de aslında çok daha derin: bu, bir adamın kendi içiyle savaşı. Yevgeni, geçmişini geride bıraktığını sanıyor. Evleniyor, düzen kuruyor, “temiz” bir hayat yaşadığını düşünüyor. Ama Tolstoy burada çok sert bir gerçek gösteriyor: bastırılan şeyler yok olmaz, sadece şekil değiştirir. Stepanida geri geldiğinde aslında geri dönen bir kadın değil; Yevgeni’nin bastırdığı arzular, susturduğu vicdanı ve kaçtığı kendi gerçeği. En çarpıcı nokta şu: Yevgeni, içindeki bu çatışmayı kabul etmek yerine suçu dışarıda arıyor. Kadını “şeytan” olarak görmeye başlıyor. Oysa okur çok net biliyor ki şeytan ne kadında ne de olaylarda… şeytan insanın kendi içinde. Tolstoy’un iki farklı son yazması da bu yüzden çok anlamlı: İnsan ya kendini yok eder ya da başkasını. Ama sonuç değişmez: kaybeden yine insandır. Kitabın sonunda geçen o cümle her şeyi özetliyor: Eğer Yevgeni akıl hastasıysa, o zaman hepimiz öyleyiz. Çünkü hepimiz, görmezden geldiğimiz bir “şeytanla” yaşıyoruz
Şeytan - Peder SergiLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,502 okunma
10/10
·660 syf.··
2026 23. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 17:29
Geç kalınmış bir yüzleşme: Suç ve Ceza Bazı eserler vardır; yalnızca okunmaz, insanın zihninde ve ruhunda uzun süre yankılanır. Suç ve Ceza, benim için tam da böyle bir deneyim oldu. Bu kitabı şimdiye kadar ertelemiş olmak, okuma serüvenimde hissettiğim en belirgin pişmanlıklardan biri. Dostoyevski, bu romanında bir cinayeti anlatmaktan çok daha fazlasını yapar; insanın kendi vicdanıyla, aklıyla ve inançlarıyla giriştiği o derin ve yıpratıcı mücadeleyi gözler önüne serer. Raskolnikov karakteri, klasik anlamda “sevilebilir” bir kahraman değildir. Aksine, kibri, soğukluğu ve insanlara karşı geliştirdiği mesafeli hatta küçümseyici tavrıyla okuru zorlayan bir figürdür. Ancak tam da bu yönleriyle gerçek ve çarpıcıdır. Raskolnikov’un “üstün insan” düşüncesi etrafında kurduğu teorik dünya, roman ilerledikçe kendi içinde çatlamaya başlar. Onun trajedisi, yalnızca işlediği suçta değil; o suçu meşrulaştırma çabasında ve sonrasında bu düşüncenin altında ezilişinde yatar. Dostoyevski burada, insan aklının sınırlarını ve vicdanın kaçınılmaz ağırlığını ustalıkla ortaya koyar. Romanın en dikkat çekici yönlerinden biri de karakterlerin kusurlarıyla birlikte var olmalarıdır. Hiçbiri bütünüyle “iyi” ya da “kötü” değildir. Özellikle Sonya karakteri, kırılganlığı ve inancı arasında kurduğu dengeyle, romanın karanlık atmosferine insanî bir sıcaklık taşır. Onun varlığı, Raskolnikov’un içsel dönüşümünde belirleyici bir rol oynar. Suç ve Ceza, yalnızca bireysel bir suçun hikâyesi değil; aynı zamanda insan doğasına, ahlâka ve toplumsal yapıya dair derin bir sorgulamadır. Romanın en sarsıcı yanı ise, okuru yalnızca Raskolnikov’u değil, kendi iç dünyasını da sorgulamaya zorlamasıdır. Kitap bittiğinde geriye şu duygu kalıyor: İnsan, ne kadar kaçmaya çalışsa da kendi vicdanından asla kaçamaz.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2019194,4bin okunma