Uçurtma avcısıyla keşfettiğim bir yazar en az onun kadar etkileyici... okurken yüreğinizin yanmaması mümkün değil.. Doğduğun yerin kaderin olduğuna dair acı bir örnek... üstelik kadınsan... Bu kez iki kadının (Meryem ve Leyla) kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden. Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar...
Yaşar Kemal ile birlikte Adana'nın, Osmaniye'nin, Kahramanmaraş'ın köylerinde siz de geziyorsunuz. Yeri geliyor köylü oluyor, yeri geliyor ağa, jandarma, hükümet, eşkıya oluyorsunuz. Köylülerin sevinçleriyle neşelenip yaşadıkları çaresizlik karşısında kederleniyorsunuz. Sonra Yaşar Kemal şöyle teselli ediyor sizi:
"Hangi günü gördün akşam olmamış, hangi geceyi gördün sabaha varmamış?"
Kitabı okumuyor, yaşıyorsunuz.
“Bu savaş bittikten sonra Afganistan’ın erkekler kadar, belki daha çok sizlere gereksineceğini biliyorum. Çünkü bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur, Leyla. Hiç yoktur.”