Elif İpek SIKICI

Elif İpek SIKICI
@ELFABIYA
Türkiye’de iki Türkçe vardır: siyasetçisi ile aydını ve sanatkârlarıyla bilim adamı ve işadamıyla medyasıyla kısacası okumuş yazmış kesim ile Türk halkı iki Türkçe konuşur. Bir kesim geleneksel Türkçeyi diğer kesim öz Türkçe dediği ve özellikle Arapça Farsça kelimelere karşı savaş ilan etmiş bir dil kullanır. Türkiye’de iki tarih vardır: Bunlardan biri bir kesimin özellikle İslam kültürünü çağrıştıran bütün verilerini yok saydığı bu öğelerden has safhada rahatsızlık duyduğu değiştirmek ve unutmak istediği yahut en azından soğuk baktığı bir tarihtir. Diğeri öteki kesimin tepkisel olarak adeta kutsallaştırdığı bugünkü perişanlığının doğurduğu aşağılık kompleksi karşısında yegane teselli ve iftar kaynağı olarak gördüğü için zaman zaman kucağına sığındığı bu yüzden de eleştirilmesinden hoşlanmadığı bir tarihtir. Türkiye’de iki İslam vardır: Biri bir kesimin sadece basit bir inanç olarak fertlerin vicdanında kalması gerektiğine ilkel bulduğu bazı yanlarını reforma tabî tutulmak suretiyle çağdaşlaştırılması icâp ettiğine kendi dünyevi zevklere uygun hale getirilmesinin artık zamanı geldiğine inandığı bir İslam’dır. Diğeri ise öteki kesimin geleneksel olarak inandığı toplumsal dünyevi ve fikri kültürel yanlarından ziyade yalnız şekli kalmış bir ibadet anlayışı ile sınırladığı kalıplaşmış, ruhu kaybolmuş yüzeysel bir İslamdır. 
Sayfa 144·Kitabı okudu
Reklam
Kısaca Türkiye’de kabaca söylemek gerekirse biri kimliğini tarihinden inancından geleneksel değerlerinden kısaca kendi kültüründen aldığı özelliklerle belirleyen, diğeri bunların yerine Batı’nın kültür değerlerine sahip çıkan başka bir kimliği sahiplenmeye çalışan iki kesim yaşamaktadır. Cumhuriyeti kuranların Osmanlı döneminde İslam’ın kişi üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılmasına duydukları tepki sonucu İslam’ı yalnızca bir vicdan meselesi olarak görmelerinin yanlışlığını işaret eden Şerif Mardin bunun sonucunda oluşturulan radikal laiklik anlayışının toplumda yarattığı boşlukları Kemalizmin dolduramadığına dikkati çekmekte ve haklı olarak bu tutumun doğurduğu tepkinin Türkiye’de iki ulus yaratma tehlikesine kapı açtığını vurgulamaktadır.
Sayfa 144·Kitabı okudu
İslam alemi yeni çağların başından beri sürekli gelişen ve değişen muharref bir dinin mensubu Batı’nın her alanda elde ettiği üstünlük karşısında hak dinin mümini olduğuna ve parlak geçmişinin yüceliğine yürekten inanmış ama sebebini henüz tam kavrayamadığı halde kavradığını zannettiği geri kalmışlığın kompleksini biraz acıyla biraz gizli bir kıskançlıkla biraz da günün birinde yeniden parlak bir geleceğe kavuşacağı ümidiyle karışık yaşamaktadır. Bu dünyanın bir parçası da yaklaşık onuncu yüzyıldan beri büyük çoğunluğuyla Türklerdir. Türkiye bugün 1000 şu kadar yıl önce kabul ettiği İslam’ı böyle bir parçası olduğu İslam dünyasını ve kültürünü yeniden ciddi bir değerlendirmeye tabiî tutma noktasında tarihin dayatmasıyla karşı karşıya gelmiş bulunuyor.
Sayfa 141 - İletişim·Kitabı okudu
Büyük bir çogunlugu göçebe bir hayat sürmekte olup daha önce Şamanist, Budist ve Maniheist mistik kültürlerin tecrü­besini yaşamış bulunan, önemli bir kısmı, Arapça bilmek bir yana, okuma-yazma dahi bilmeyen Türk topluluklarının, Ma­veraünnehir'in gelişmiş kültür merkezlerinde yaşayan hem­ cinsleri gibi kitabi lslam'ı geregi gibi kavrayıp yaşayabilmeleri imkansızdı. Bu yüzden, geleneksel şifahi kültürün hakimi­yetindeki bu insanların lslam'a ısınınaları, basitleştirilmiş mis­tik bir yoldan, başka bir deyişle, Islam'dan önce alışık olduk­ları usullerle gerçekleşebildi ki, bu yolu da onlara Horasan Melametiye mektebinden yetişmiş Ahmed-i Yesevi ve halifele­ri aşılar.Işte bu yüzden onların Orta Asya Türk toplulukla­rı arasında lslam'ı yerleştirme itibariyle oynarlıkları rol, tarihi bakımından son derece büyük bir önem arzeder.
Sayfa 27·Kitabı okudu

Elif İpek SIKICI

, bir kitap okudu
Puan vermedi·327 syf.·
15 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2022 22:43
·
2022 44. kitabı
Kolektif
8.2/10 · 58 okunma
Reklam