"Demek ki, suçlu olan insanların kendileri; onlara cennet verildiği halde özgürlük istemişler, mutsuz olacaklarını bildikleri halde gökten ateş çalmışlar. Benim zavallı, ölümlü, Euklides kafamla bildiğim sadece şunlardır: Dünyada ıstırap var, suçlular yok; her şey bir zincirin halkası halinde, tam bir basitlik ve sadelikle geçip gidiyor ve sonunda dengeye varıyor."
İvan Karamazov
"Hayata inanmasam, sevdiğim kadına sırt çevirsem, dünyanın gidişine inancım kalmasa, hatta tam tersine, her şeyin karmakarışık, uğursuz, belki de şeytanca bir kaos olduğuna iman etsem, insanların hayal kırıklıklarından uğradığı bütün korkulara tutulsam gene de yaşamayı isteyeceğim, hayat kadehini ağzıma götürünce bitirene kadar bırakmayacağım!"
Dostoyevski-Karamazov Kardeşler
Eleştirel düşünerek, felsefeyi tartışmalara girerek, ve küstah SORULAR sorarak anlamların taşındığı elektrik hatlarındaki sosyal etkileşimleri askıya almalıyız. Geçmişi canlı tutarak, arşivin bilgi bahçesini işlemeli okuyarak, yorumlayarak, ayıklayarak, bakıp büyüterek ve en önemlisi hatırlayışlarımıza emek harcayarak şimdinin baskınlığından kopmalıyız. Birleştirmeli, karıştırmalı, dönüştürmeli ve oynamalıyız; böylece algısal, hissi ve kavramsal alanlarımızı onarmalı ve genişletmeliyiz. Yavaşlığı, detaylara önem vermeyi, düşüncede berraklığı dikkatli okumayı ve derinlemesine düşünmeyi teşvik ederek yeni düşünce kalıpları aramalıyız.
Yaban insan ENKİDU ehlileştiriliyor Gılgamış ise ölümü kabullenmeyi öğreniyor. Enkidu ve Gılgamış iki farklı toplum düzenini temsil eder avcı toplayıcı toplum ve tarım toplumu… Gılgamış’ta vücut bulan tarım toplumunun mutlaklığı zorlayan ihtiyaçları hayatın bilgeliği olmadığında gaddar bir yapıya dönüşüyor fakat uygarlık ve yaban hayat birleştiğinde kutsal düzeni bozacak güçte önüne gelen her şeyi yok eden bir savaş makinesi yaratıyorlar. Tanrılar yaban adamın ölmesine güçlü kralın da insan olmanın sınırlarına boyunemesine hükmü ediyorlar. Ve böylece Gılgamış ölümle tanışıyor. 
İçinden geldiğimiz ve bir gün geri döneceğimiz o ürkünç karanlıktaki tek küçük fenerdir yaşam, arkamızdan geleceklerin hatırına bu geçitten mümkün olduğunca soylu bir şekilde geçmeliyiz.