"Dostoyevski Rusya'ya dönebildiğinde 52 yaşındaydı ama binlerce yıllık acı çekmişti. O anda en sıkışık anında kaderi nihayet ona seslendi: Yeter! Yokluğunda kitapları onun için çalışmıştı. Turgenyev, Tolstoy gölgede kalmıştı. Rusya artık sadece ona bakmaktaydı. Bir Yazarın Günlüğü onu ulusunun mesihi haline getirmişti, son gücünü de toplayarak, sanatının doruğuna çıkarak ulusunun geleceğine vasiyetini bitirir: Karamazov Kardeşler'i. Artık kaderi yavaş yavaş ona anlamını açmaktadır. Sınavları başarıyla veren adama hayatının tohumundan sonsuz bir hasat elde edildiğini gösterecek en yüce mutluluk anını bahşedecektir. Puşkin'in 100. doğum günü vesilesiyle Rusya'nın en büyük yazarları bir konuşma yapmak için çağrılır. Batılı Turgenyev'in hayatı boyunca Dostoyevski'nin hakkı olan ünü gasp etmiş olan bu yazarın önceliği vardı ve konuşmasını yumuşak, dostane bir havada yaptı. Ertesi gün Dostoyevski söz aldı ve şeytani bir sarhoşluk içinde, taşlaşmış bir fosil gibi konuştu. Kısık ve alçak sesinden aniden bir gök gürültüsü gibi kopan esrikliğin alevleriyle Rus halkının birleşmesinin kutsal bir misyon olduğunu ilan etti. Dinleyenler heyecan içinde onun dizlerine kapandı. Heyecan ve çoşkunun önü alınamıyordu. Dostoyevski 10 Şubat 1881'de öldü. Rusya boydan boya ürperdi. Sessiz bir acı anı yaşandı. Sonra en uzak şehirlerden aynı anda üstelik aralarında anlaşmaksızın son görevlerini yerine getirmek üzere akın akın temsilci heyetleri gelmeye başladı. Cenaze taşınırken Dostoyevski'nin kutsal rüyası bir saatliğine gerçek oldu. Birleşmiş Rusya! Eserindeki kardeşçe duygularla Rusya'nın bütün sınıfları ve zümreleri binlerce insan tek vücut halde yürüdü. Genç prensler, ihtişamlı papazlar, işçiler, öğrenciler, subaylar, hizmetçiler ve dilenciler, bütün hepsi dalgalanan bir bayrak ve flama