Geçmiş öğle sonralarında çökelir, zaman orada hissedilir bir şekilde yavaşlar, köşelerde uykuya dalar, ince storlardan süzülen ışığın karşısında gözlerini kedi gibi kırpıştırır. Bir şeyi hatırladığımızda hep öğle sonrasıdır, veya en azından bende öyledir. Her şeye ışık düşer. Fotoğrafçılardan öğle sonrası ışığının pozlama için en uygun ışık olduğunu biliyorum. Sabah ışığı hâlâ genç ve keskindir. Öğle sonrası ışığı yaşlı, yorgun ve yavaştır. Dünyanın ve insanın gerçek hayatı birkaç öğle sonrasıyla –dünyanın öğle sonrası olan birkaç öğle sonrasının ışığıyla– anlatılabilir.
Ve inan bana, bir gün, çok yakında, birçok kişi geçmişe kendi isteğiyle dönecek, hafızasını kendi özgür iradesiyle "yitirmeye” başlayacak. Gittikçe daha fazla insanın onun mağarasına saklanmak, geriye dönmek isteyeceği zamanlar geliyor. Güzel nedenlerle de değil bu arada. Geçmişin bomba sığınaklarını hazır etmeliyiz. İstersen onlara “zaman sığınağı” de.