Kötü ve yorgunlar.
Adına sığmayan oynak ve obur kentlerin
geçimsiz kalkanına sinerek yaşıyorlar.
Çoklar. Çoklukla övünüyorlar.
Kırışık buruşuk her şeyleri.
İşte bu vakit kolu kanadı kırılıyor günün
bir halk, şarkısını gömerken toprağa.
Çırpınıyor avucumun içinde göğsünü yırtıp
arzın o milyon sesli mızıkası.
O ulu güzelliğiyle gelir hepimize ölüm
yarım kalır ansızın çocukların rüyaları
geceleri imeceyle yüzlerini onarır çarşılar çarşılardır, bir şehrin en güzel tabutları
...
Canımızı yakan dinç düşlerle beslenir
o görkemli, o savaşan güzelliğiyle aşk
incinmiş bir melek eli değmiş gibi içimize
hazindir, hayatı ölümle yatıştırmak