Ölümünün acısına arkanda bıraktıkların tek başlarına katlanacaklar. İntiharın bu bencil yanından hoşlanmıyordun. Ama tartınca, ölümün dinginliği yaşamının acı dolu çalkantılarına üstün geldi.
Sen işin sonunda hastalanıp yaşlananlardan, bedenleri kuruyup hayalete dönüşenlerden, daha yaşarken ölümü andıranlardan olmadın. Onların ölümü bir çöküş sürecinin sona ermesidir. Yıkıntının ölmesi bir kurtuluş, ölümün ölümü değil midir? Sense capcanlıyken toprlanıp gittin. Genç, diri, sağlıklıyken. Senin ölümün yaşamın ölümü oldu.
Ölümden korkmuyordun. Ondan önce davrandın ama onu gerçekten arzulamadan: insan bilmediği şeyi nasıl arzulasın? Yaşamı yadsımadın ama öteki tarafta birşey varsa oranın buradan daha iyi olacağını ileri sürerek bilinmeyene düşkünlüğünü ortaya koydun.
Sen çok seyrek haksız çıkardın çünkü az konuşurdun. Az konuşurdun çünkü dışarı az çıkardın. Çıktığında da dinler, bakardın. Artık hep haklı olacaksın çünkü bir daha konuşmayacaksın.