Newyork yakınlarındaki bir kasabada Henry jahnson adlı siyahı genç hem çok yakışıklı hemde giyiminde ki özeni ile kasabanın dikkatle izlediği kişidir. Kendisi doktorun evinde hizmetli olarak çalışıyorken, çıkan yangında doktorun beyaz ırktan cocugunu kurtarır fakat kendi yüzü kül olur. Kasabada herkes onu görünce korkar kaçar. Yüzünü kaybedince toplumu da kaybetmiştir. Artık herkesin korktuğu bir canavara dönüşmüştür. Toplum bu canavarın öldürülmesini yada uzak bir yere gönderilmesini ister.
Yazar sonunu yazmamış. Hikayede ki canavarın; çocuğu kurtarmak için Yüzünü kaybeden Henry mi yoksa bu iyilik sever adamın öldürülmesini yada sürgün gönderilmesini isteyen Toplum mu olduğunu okuyucuya bırakmış.
CanavarStephen Crane · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,221 okunma
"Soylu bir genç, paris 'in en güzel hayat kadınına, margueriteye aşık olur. Aşk için çekilen çile itibar mücadelesine yenik düşer. Marguerite; hastalandiginda kendisi icin gözyaşı döken gence aşık olur. Çünkü bugüne kadar herkes bedeni ile ilgilenmiş ama ruhunu kimse merak etmemisti. İlk defa ruhunu gören genç onun kalbini kazanmış ama çevrenin baskisina yenik düşmüştür. Tam geçmiş silinip güzel gelecek planları kurulurken amansız hastalık margueriteyi bu dünyadan alır. "
Çok güzel bir aşk romanı. İnsanları tek tip olarak bakmayı eleştirmiş, her insanın özünde iyilik, mutluluk yesertilebilinicegi ifade edilmiş.
Bu kadınlar güneş gibidir, doguslari gibi batislarida gözden kaçar. Insanların dikkatini çeken, başını döndüren, onlar tam zirvedeyken sahip oldukları ihtisamdir.