Yirmi üç yaşında bir yangındı dilim,
Harfler alev, cümleler yangın yeri.
Şimdi kırk ikiye vuran bir ışığım,
Söndü diyenlere inat, közüm derin.
Sular çekildi, taşlar göründü işte,
İlkinde korktum çıplaklığından toprağın.
Meğer her taş bir mısraydı saklı,
Rüzgâra fısıldayan, köke sarılan.
En güzel sözler, o taşların gölgesinde,
Yeşeren otların sessiz direnişinde.
Şimdi ateşi değil, kökü yazıyorum,
Işığı da değil, onu doyuran karanlığı.