Öldüğümüzde ne olur?
Bu soru hayatın en büyük gizemiydi… Hepimizin bilmek istediği sırdı. İşin tuhaf yanı, bu gizemli cevap sonunda herkese açıklanıyordu ama cevabı başkalarıyla paylaşmak için geri dönüş yolu açık değildi.
Din eskiden bu kadar iyi satmıyordu: daha da çok şeyin cazibesine kapılıp atılacak paraya sahip olduğunuzda, tüm emirlere itaat etmek o kadar zordu ki. Onlar da inanmak için yeterince iyi böyle bir fikirle ortaya çıkmışlardı.
Bir satış fikriydi bu; ciron kadar kredi… insana kefaretin bedava olduğu hissini veriyordu adeta. Ancak Kredide olduğu gibi, işler kontrolden çıkmış, insanlar umursamaz olmuş, üzerlerine titredikleri hayatları için günaha girmişlerdi, çünkü yapmaları gereken tek şey inanmaktı.
Böylece ortaçağa gelindiğinde kemerleri sıkmak, alacak tahsil yoluna gitmek zorunda kalmışlardı. Cehennemi, yalan ruhları ortaya atmışlardı böylece. Müşteriler korkup kiliseye dönüş yapmış ve bu kez hesapları kapatmışlardı. Kilise son derece zenginleşmiş ve kendi adına son derece başarılı bir iş çıkarmışladı.