"Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık." Bu söz gerçekten hakkını veriyor. Zira Puşkin, Gogol gibi Rus Edebiyatı'nın kurucu babalarının en temel özellikleri dönemi çok iyi analiz eden, müthiş yazarlar olmaları ve sonrasına çok zengin birikimler bırakmalarıdır. En nihayetinde Dostoyevski, Tolstoy, Turgenyev, Çehov... vb gibi büyük Rus yazarların zihin tohumlarını Gogol ve Puşkin ekmiştir. İşte Gogol'un palto kavramı da burada devreye girmektedir. Tıpkı diğer eserlerinde de olduğu gibi, toplum, siyaset, bürokrasi gibi konularda, kendine has iğneli ve mizahlı diliyle yazan Gogol, bu eserinde de yüzlerce yıl önceden günümüze ışık tutmaktadır.
Şimdiye kadar okuduğum Rus klasikleri ve Gogol'un eserleri arasında en beğendiğim kitaplardan birine girmiştir. Akıcı ve sade dili, konuşmaların açıklığı ancak göze batmayışı ve olay örgüsü harika. Bir solukta okunacak bir kitap. Ancak okunmasından daha mühim olan içeriğin mesajı ve bizlere Gogol'un Paltosundan çıkan vizyonunun sunduğu önemdir. Çünkü o palto sıradan bir palto değildir. Toplumun, yozlaşmış sistemlerin, insanlığın, sefil halkın, rüşvetçi bürokratların ve memurların, eskimiş eğitimcilerin... vb herkesin sefil ama bir o kadar gerçek tablosudur. İşte o palto bunları gösterir bizlere. Rusya'nın ve insanlarının ne kadar acınası ve kötü bir haldeki tablosunu mizahlı, ince mesajlı ve acımasızca (Gogol Diliyle) çizer yazar. Kitabı okurken o resmi göreceksiniz. Yaltaklığı, dalkavukluğu, dolandırıcılığı, kendini beğenmişliği, kötülüğü...
Kimi yerlerinde sesli güldüm gerçekten. O kadar absürt, o kadar saçma ki insanların düştüğü haller. Ama o gülüşün altında gerçekliğin acısı yatmakta. Zira hayatımızın her noktasında bu anlatılanları, her ne kadar yüzlerce yıl geçse de, görmüyor muyuz? Gogol'un bizlere eleştirerek