"Hayatımda ilk defa, birçok ozanın söylediği, onca düşünürün nihai bilgelik olarak öne sürdüğü hakikati gördüm. Hakikat şuydu; sevgi, insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedefti. O anda, insan şiirinin, insan düşünce ve inancının ayırt ettiği en büyük sırra haiz oldum: İnsanın kurtuluşu Sevgi'yle ve sevgidedir."
"Korkunç bir kabus gördüğü bariz olan ve yatağında çırpınıp duran bir arkadaşımın iniltilerine uyandığım geceyi hiç unutmam. Kabus ve bilinç yoksunluğu nöbetlerinden mustarip olan insanlara her zaman üzüldüğüm için zavallı adamı uyandırmak istedim. Ansızın yapmak üzere olduğum şeyden korkup, adamı uyandırmak üzere uzattığım elimi geri çektim. O sırada, hiçbir rüyanın, ne kadar korkunç olursa olsun kampın bizi çevreleyen gerçekliğinden daha dehşet verici olamayacağını anlamıştım ve ona bunu hatırlatmak istemedim."
"Duş için beklerken çıplaklığımızı tam olarak hissetmiştik: Çıplak bedenlerimiz haricinde hiçbir şeyimiz hatta saçlarımız bile kalmamıştı; sahip olduğumuz tek şey, kelimenin tam an-lamıyla çıplak varoluşumuzdu."
Bir süredir orada olan bir tutsağa, meslektaşım ve arkadaşım P.'nin nereye gönderildiğini sordum.
"Sol tarafa mı gönderildi?"
"Evet" diye yanıtladım.
"O halde onu orada görebilirsin" dedi.
"Nerede?"
Bir el, birkaç yüz metre ötede Polonya'nın gri göğüne duman salan bir bacayı gösterdi. Bacadan uğursuz bir duman çıkıyordu.
"Arkadaşın orada, cennete uçuyor."