Eda Gündoğdu

Eda Gündoğdu
Homo homini monstrum
Öğretmen
Sakarya
10 Mart
537 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Çocukluğuma dair,
10/10
·159 syf.··
2023 42. kitabı
Bir arkadaşımın hediyesi ile tekrar karşılaştım Acımak ile. Çok önceleri çocukluğumda bir dönem bu kitabı okuduğuma emindim. Hatta baş karakterin adını dahi hatırlıyorum, Zehra. Bir de kitabın sonunda çok ağladığımı... Ama o ağlama sonrasında nasıl bir savunma mekanizması geliştirdiyse beynim, kitabın içeriğine dair başka hiçbir şey hatırlamıyorum. Bu kadar ağlatacak ne olabilir ki diye bugün tekrar aldım elime. Kitap su gibi akıp gitti... Dediğim gibi ana karakterimiz Zehra Öğretmen; İdealist, iyiliğe,dürüstlüğe, düzene aşık (hatta öyle düzen ki bahçede yamuk ağaç olmasına dahi tahammülü yok) ama en önemlisi, insana insan diyebilmek için olmazsa olmaz "acımak" ve merhamet duygusundan yoksun. Ne kadar Zehra'ya kızsam da, bu "acımak" yoksunluğunun doğurduğu gaddarlığını, tabii görmeye, yaşadıklarının kaçınılmaz bir sonucu olduğunu düşünerek hak vermeye, kızgınlığımı hafifletmeye çalışıyordum. Ta ki Zehra'nın yanından ayrılıp, Mürşid Efendi'nin açtığı pencereden manzarayı izleyene kadar... Ne desem eksik kalacak bunun farkındayım bu sebeple bundan sonrasını dile getirmekte zorlanıyorum... Kitabın sonunda Mürşid Efendi'nin deyimiyle "Bebekler gibi ağladım." Ve bir şey farkettim; Yıllar önceki duygularımı hatırladığımda, bu kitabı bir "çocuk" olarak, baba×kız çatışması döneminde okumuşum. Bugün ise 30 yaş üstü, (hayret verici ama) babasını nihayet anlamaya ve hak vermeye başlayan bir kadın olarak okudum. İşte bu yüzden ben bu gece biraz Zehra, biraz Eda'yım. Kitaba başlayacak olanlara tavsiye bir kutu kağıt mendilinizi ve altını çizmek için kaleminizi yanınıza almayı unutmayın. :) Keyifli okumalar dilerim.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İlahi Dante!
Puan vermedi·304 syf.··
2023 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2023 03:07
Hristiyan kesim tarafından neredeyse İncil'le eş değer kutsiyet yüklenen, bir kısım Müslüman kesim tarafından lanetlenen bir eser! İşte sırf bu yüzden Dante, sen de benim gözümde 9. Dairede, bozguncu ve ikiye bölünesicelerdensin :) İşin şakasını bir yana bırakıp, olayı ciddiyetle ele alacak olursak; Eser 1300lü yıllarda Dante tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, dini ögelerin yanında bize, o günün siyasal, sosyal, yapısı hakkında da bilgi verir. O dönemde yaşanan siyasal çekişmeler sonucunda Dante sürgün edilir, işte İlahi Komedya bu sürgün döneminde ortaya çıkmış bir üründür. İlahi komedyanın ilk kitabı olan ilgili eser, cehennemin, giriş cümlesi: "Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum kendimi, çünkü doğru yol yitmişti. " Burda bahsedilen Dante'nin meşhur yolun yarısında (35 yaş) yapmış olduğu Roma gezisidir. Dante yine burda, karanlık orman metaforu ile sürgünde çektiği sıkıntıları, ona cehennem gezisinde eşlik eden Vergilius'u ise aklın simgesi olarak ifade etmiştir. Bunun dışında, bazı müslüman kesimlerce kitabın yasaklanma sebebi Dante'nin cehenneminde Hz Peygamberi 9. Kat, yani en ağır cezaların çekildiği kısma koymasıdır. Bozguncuların, toplumu bölenlerin yeri... Bu konu hakkında söylemek istediğim birkaç şey var: Evet, bu durum inançlı biri için kabul edilemez bir ifade ama edebiyatta dönem zihniyeti dediğimiz bir şey vardır. Şimdi bu hakaret kısmına farklı bir pencereden bakacak olursak; Dante bir Hristiyan, hem de koyu Katolik bir Hristiyan. İslam'ı kendi dinine hakaret olarak görmesi çok doğaldır. Bununla beraber, karşımızdaki eseri her ne olursa olsun, farklı boyutlarıyla görebilmeli, okumaktan kaçınmamalıyız diye düşünüyorum. Demem o ki; bazı kesimin okumaktan korktuğu, bazılarının da okuyanları dinden aforoz ettiği bu kitap
İlahi Komedya - CehennemDante Alighieri · Nilüfer Yayınları · 20133,966 okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2023 21. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2023 01:51
Bu eser sayesinde, tarihe geçmiş bir savaşı bir de karşı tarafın gözünden izleme fırsatı buluyorsunuz. Savaşlara her zaman hümanizmin penceresinden bakmaya çalışmışımdır. Birileri çıkarları için, emperyalizm ateşleri yakıyor. Sonucunda ise ateşi yakan el değil de hayatlarının baharında körpecik gençler tutuşuyor, o ateş en sonunda ailelerinin ocaklarına düşüyor... "Hayatlarının baharında, en parlak zamanlarında hayatlarını öylece veriyorlardı..." diyor günlüğün sahibi John Monaghan. Bizde ise bunu şöyle dile getirmiş İhsan Ozanoğlu: "Kimimiz nişanlı kimimiz evli off gençliğim eyvah!" İşte iki taraftan da dile getirilmiş bu sözler ne demek istediğimi anlatıyor. Ama en nihayetinde her milli şuura sahip Türk evladı gibi burada da hümanizmi bir kenarı bırakarak,topraklarını savunurken hayatını kaybeden binlerce şehidimize yas tutuyorsunuz. Allah hepsinin mekanını cennet eylesin. Tüm bunlardan bağımsız olarak kitap hakkında olumsuz bazı düşüncelerim var. Yazar, Elinde "günlük" gibi değerli birincil el kaynak varken, bu günlüğü sadece çevrip bırakmayı tercih etmiş. Oysa böylesine önemli bir belgenin altına tarihi bilgiler içeren parantezler açılabilirdi diye düşünüyorum. Ve ve ayrıca kitaplarda genel olarak en çok muzdarip olduğum konu ise yine ve yeniden yazım yanlışları :) o kadar fazlalar ki sevgili editööör sevgili editör diyorum:)) İncelemeyi yazardan bir cümle ile sonlandırmak istiyorum: "21 Ağustos 1915'te hayata gözlerini yuman John Monaghan, Gazi Mustafa Kemal'in ifade ettiği gibi artık Türk topraklarının bir evladı olarak Çanakkale'de yatmaktadır." Ruhları şad olsun.
Ölümün Seyir DefteriJohn Monaghan · Yeditepe Yayınevi · 201576 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2023 02:08
Kitabın temeli aşk üzerine oturtulmuş olsa da, kitapta aşktan çok daha öte mesajlar mevcut. Olaylar, onu gören insanların "Annesi ne günah işledi de Tanrı bu garip yaratığı ona verdi." diye düşünmesine sebep veren, tavşan dudaklarla, sağır, dilsiz ve şekilsiz olarak dünyaya gelen Herkül etrafında gelişiyor. Günümüz 21.yy toplumlarında dahi şekilciliğin devam ettiğini düşünecek olursak, 19. yy Avrupası'nda da tahmin edileceği üzere "farklı" olan dışlanmıştır. Ayrıca bu öyle bir dönem ki, helikopterin icadını Tanrı'nın katına göz koymak olarak gören, sanayileşme adımlarını cehenneme yürümek olarak yorumlayan, elektriğin büyü olarak adlandırıldığı aydınlanma karşıtı kilisenin hala baskın olduğu bir dönem... İşte Herkül böyle bir toplumda, ötekileştirilerek, sirklerde, manastırda, akıl hastanesinde akıl almaz eziyetlere maruz kaldı. Herkül'ü hayatta tutan yegane amaç ise "ruh eşini" bulup ona yeniden kavuşmak oldu. Sağır ve dilsiz kahramanımızın en büyük yeteneği insanların görünmeyenlerini görmek. "Onu" aramak için çıktığı bu yolculukta, insanların iç dünyalarındaki korkularını, günahlarını, hırslarını, arzularını, sapkın düşüncelerini, iki yüzlülüklerini, kokuşmuş zihniyetlerini görüp, ruhlarının karanlıklarında boğulur gibi oluyorsunuz. Aynı zamanda bu yolculuk sizi kendi iç dünyanıza da yönlendiriyor. Bir çok şeyi sorguluyor, belki aydınlanıyorsunuz. Herkül ile nefreti derinden hissederek, intikam ateşi ile yanıp tutuşuyorsunuz ve yine Herkül sayesinde gerçek aşkı yüreğinizde hissedip sükuta kavuşuyorsunuz.. Özetle, iyi ki bu kitap önerisini dikkate almış ve okumuşum diyorum. Herkül'ü çok sevdim. Bana zaman zaman canım Quasimodo'mu hatırlattığı için çok daha bir sevdim :) Son olarak, Çarpık ruhlara aşinalığımdan mıdır bilmem ama :) kitapta zihnime kazınan cümle,
Bir Garip Aşk ÖyküsüCarl-Johan Vallgren · Metis Yayıncılık · 2019820 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2023 16. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2023 02:05
Kitap iki bölümden oluşmakta. Giriş bölümünde, efsane hakkında, (etimoloji, diğer halklarda söylemi vb) çalışmalarla başlayıp, efsanenin diğer türlerle benzer ve farklılıkları belirtiliyor.Son olarak efsane türleri küçük başlıklarla tasnif edilmiş güzel bir akademik çalışma diyebiliriz. İkinci bölümde ise ülkemizdeki her şehir için efsaneye yer verilmiş. Yapacağım olumsuz eleştiri ise burada editör ve düzeltmene olacak, ciddi derecede rahatsız eden,anlam kaymalarına sebep olan zaman kipi sorunsalı... Yani eser size bir anda duyulan geçmiş zaman, mış-miş ile seslenirken bir anda aslında gördüğünü iddia ederek -dı - diler ile bitiriyor cümlesini. Arada geniş zamana da göz kırpmayı ihmal etmiyor tabii :) Az da olsa yazım ve imla hataları da eklenince bir an olsun okumayı bırakmak isteyebilirsiniz. Ama bırakmayın. Kulakları çınlayasıca editöre rağmen, efsaneleri okurken kendinizi çocukluğunuzda soba başında, ninenizin sesini duyarken buluyorsunuz. Çünkü anlatılanlar aslında hep duyduğumuz, bizi biz yapan söylenceler... Efsaneler, kelimenin temel anlamı olan "hurafe, gereksiz söylence"den çok daha öte benim için.Efsaneler toplumların kimlikleridir, folklorik ögelerin menşeidir. Bunun en tatlı örneğini bugün öğrendiğim bilgi ile verebilirim; Bingöl'e özgü kartal oyunu aslında, bir ağanın en sevdiği kuzunun kartallar tarafından parçalanışını, bu trajediyi dilsiz çobanın işaret dili ile anlatmaya çalışması imiş. Bunu öğrenen biri oyunu izlerken salt izlemenin ötesinde bir duygu yaşamaz mı sizce de?
Anadolu EfsaneleriSevtap Yazar · Nesil Yayınları · 20208 okunma