hüznün çürük fidelerini
kendi ellerinle büyütmüşsen
her yanlışa bir kalın çizgi çekerek
ve basarak yok oluşun kirli zillerine
genç olmanın
sorumsuzluğun
çelik iğneli hıç’larını boynuna geçirerek
gülerek faşizmin dost yüzlü kahpeliğine
gencecik fidelerini halkın
hıncını isyanını
bin yıllardır döllenip duran
ipek yapraklı goncasını
güneşten sakınıp
aydan kıskandığım ‘’kalbimin kızıl saçlı bacısını’’
bir ağızda zemheriye çıkarıp
aptal bir pire kadar inatçı
bir kırkayak gibi merhamete çağrılı
bilinç çılgını intiharlarda
vurduysan nabzın fırtınasını
kent yüzlü düşlemelere
bir kırık mavzer gibi
bilesin beni!
bilesin beni oy beni, bilesin beni
dağlarda güneşin son parıltısı
ve toprak damlı evlerde umut sönerken
yitik mağaraların dibinde
pusuda beklerken ölüm
bilesin beni.