Aklını yitirmiş ya da düş gören bir insan dış dünyayı nesnel olarak görmeyi hiç başaramaz ama hepimiz az çok aklımızı yitirmiş ya da az çok uykuda gibiyizdir hepimizde narsisist eğilim yüzünden çarpıtılmış nesnel olmayan bir dünya görüşü vardır.
En yüce Tanrı'ya ad takılamaması, bu felsefenin doğal sonucundan başka bir şey değildir. Mutlak gerçeklik mutlak bir sözle ya da düşünceyle yakalanamaz. Lao tse'nin dediği gibi, "Ayak altında çiğnenebilen Tâo kalıcı değişmez Tâo değildir. Ad takılabilen ad kalıcı değişmez ad değildir. Ya da başka deyişle Ona bakarız ama görmeyiz ve ona 'Görülemeyen' deriz. Onu dinleriz ama sesini duymayız ona 'İşitilemeyen' adını koyarız. Onu yakalamaya çalışırız ama yakalayamayız ve ona 'Yakalanamayan' deriz. Bu üç özelliğine bakılınca tanıma gelecek bir şey değildir o bu yüzden bu üç özelliği birbirine katıp Bir olanı elde ederiz.Aynı fikrin başka bir anlatım biçimi de şudur: "Tâo'yu tanıyan kişi onun hakkında konuşmak istemediğini bilir onun hakkında konuşmaya hemen hazır olan da onu tanımaz!"