Elif

Eğer kadın mutsuzken desteklenmezse asla tam anlamıyla mutlu olamaz.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Neyzen ne kadar usta olursa olsun, her üflediğinde, her değişik makamda ney kendi özlemini getirir dile. O, kesildiği göl kenarını özlemektedir. Çünkü o, göl kenarı denilen bir bütünün parçasıdır. Gerçek huzuru, gerçek mutluluğu, gerçek sevinci ancak o bütüne ulaştığında bulacaktır. Öte yandan ney de kesildiği göl kenarının niteliklerini kendi gövdesinde ve ruhunda taşır. Tıpkı Cenabı Hakk'ın çamurdan yaratıp gövdesinde yedi delik açtıktan sonra can nefesini üflediği Hazreti Adem gibi. Allah, Hazreti Adem'in burnuna yaşam nefesini verirken, kendi ruhundan bir parçayı da onun canına katmıştır. Yani yeri, göğü yaratan, dört iklim, yedi kıtanın, dokuz katlı göğün hâkimi olan Allah aynı zamanda içimizdedir. Ama nefsimizin istekleri bizi yanlış yola sürükler, yemeye, uykuya, şehvete duyduğumuz açlık, kabaran benliğimiz o kutsal parçayı ruhumuzun en derin kuyusuna iter ki, çoğu insan kendi8 içindeki bu cevherin farkına bile varmaz. İşte bu parçayı fark ederek aramaya başlayan kişiye âşık deriz. Aramanın kendisine de aşk. Yani aslolan aramaktır. Lakin arayış tek başına olmaz; bize bir öğretmen, bir mürşit, başka bir deyişle bir maşuk gerekir. Çünkü kimse o kıldan ince, kılıçtan keskin sevda köprüsünden tek başına geçemez. Ama bir kez geçti mi artık maşuka da ihtiyaç kalmaz. Aşık da, maşuk da, seven de, sevilen de sadece o kişi olur. Tıpkı Cenabı Hak gibi.
Din
Ölmeden Önce Ölünüz.
'Bu sözler, Allah'ın gerçek sevgilileri nasıl olmalıdır, onu anlatır. Manası şudur: Bu görünür dünyaya dair ne varsa hepsinden vazgeçin. Ama sadece maldan mülkten, sevdiklerinizden, sevinçten ve mutluluktan değil, aynı zamanda acıdan, kederden, yastan ve üzüntüden de vazgeçin. Şu hikâye bu durumu çok güzel dile getirir. Bir gün Allah'ın saklı dostlarından biri, çadırında bir misafiriyle sohbet ediyormuş. İçeri bir hizmetkâr girmiş, iki eliyle dizlerine vurarak, 'Felaket ya Seyid' diye feryat etmiş, 'kırk deveniz sele gitti.'Seyid'in yüzünde tek bir kıl oynamamış, sadece dönmüş kalbine bakmış, sonra sağ elini göğsüne koyarak, 'Hamdolsun' diye mırıldanmış. Yeniden konuğuna dönmüş, hiçbir şey olmamış gibi hoş sohbetine devam etmiş. Güneş biraz daha yükselmiş, çadıra güle oynaya başka bir hizmetkâr gir-miş. 'Müjdeler olsun ya Seyid' diye sevinçle haykırmış. 'Kırk dişi keçiniz, kırk dişi oğlak doğurdu.' Seyid'in yüzünde yine tek kıl oynamamış, yine dönmüş kalbine bakmış, yine sağ elini göğsüne koymuş, 'Hamdolsun' demiş. Konuğu çok şaşırmış bu davranışa. 'Ya Seyid' demiş merakla. 'Az evvel bir felaket haberi aldın ama üzülmedin, hamdolsun deyip geçtin, ardından bir müjde geldi ama sevinmedin, yine hamdolsun dedin. Bana davranışını açıklar mısın?' Bir yaz sababu gibi aydınlanmış Seyid'in yüzü. 'Kötü haber geldiğinde kaygılandım, hemen gönlüme baktım, bir üzüntü, bir kararma var mı diye: Yoktu, şükrettim, hamdolsun dedim. İvi haber gelince yine kaygılandım, yine hemen gönlüme baktım, bir şişkinlik, bir taşkınlık var mı diye: Yoktu, şükrettim, yine hamdolsun dedim. Deve, keçi, mal mülk gelir gider sevgili konuğum ama gönlün bir kez karardı mı ya da kabardı mı, onu eski haline zor getirirsin.'
Sayfa 230·Kitabı okudu
Din

Elif

, bir kitap okudu
8/10
·408 syf.·
2025 8. kitabı
Ahmet Ümit
8.1/10 · 42,7bin okunma

Elif

, bir kitabı yarım bıraktı
Filibeli Ahmed Hilmi
8.5/10 · 22,3bin okunma