Hiçbir dinin olmadığı bir dünya hayal edin. İntihar bombacılarının olmadığını, 11 Eylül’ün, İngiliz Metro Bombalamalarının, Haçlı Seferlerinin, cadı avlarının, mezhep savaşlarının, Hintlilerle Pakistanlıların ayrılmasının, İsrail-Filistin savaşlarının, Sırp/ Hırvat/ Boşnak katliamlarının, Yahudilerin ‘İsa katilleri’ diye idam edilmelerinin, Kuzey İrlanda ‘sorunlarının’, töre cinayetlerinin ve din sömürüsü ile televizyonlarda servet kazanan uyanıkların hiç olmadığını düşünün. Antik heykelleri havaya uçuran Taliban’ın olmadığını, kafirlerin halk içinde kafalarının kesilmediğini, derilerinin bir fiskesini gösterdiler diye kadınların suratına kezzap atılmadığını hayal edin.
Arada bir kendime “hayallerin nerede ?” diye sorarım ama başımı sallayıp , “yıllar ne çabuk geçiyor ?” demekten başka çarem olmaz . Bu kez başka sorular gelir aklıma : “ Peki yıllarını ne yaptın? Hayatının en iyi yıllarını nereye gömdün ? Yaşadın mı , yoksa yaşadığını mı sanıyorsun ?” İçimden bir ses yükselir: “Bak çevrende her şey nasıl gittikçe soğuyor?