Alman ya'ya hayrandı, hayranlığı Berlin'den gönderdiği mektuplannda da belli oluyordu ama Alman milletine değil, Almanya'nın askeri gücüne ve nizamına hayran olmuştu.
Ben ise hakikaten müteessir idim. Kendi kendime, milletin benim gibi bir en hakir hizmetçisine gösterdiği muhabbeti görünce 'Sultan Hamid iyilik etmek isteseydi kendisine ne yapılmazdı?' diye düşündüm".
Manastır'daki Rus Konsolosu'nun kendi-
sine selam vermediği gerekçesi ile elindeki kırbaçla Halim ismindeki bir Türk j andarma neferinin üzerine yü rümesi ve neferin Konsolos'u vurarak öldürmesi üzerine hem Ha lim'in, hem de Halim'i engellemediği için hadise sırasında yanında
bulunan bir başka askerin idamlanna karar verildi!
Çatırdayan bir imparatorluğun güçlü devletlerin elinde nasıl utanç verici bir acze düştüğünü gösteren hadise bu kadarla da kal madı, daha da utanç verici bir başka iş edildi ve Enver'e öldürülen konsolosun cenaze alayının geçişi sırasında birliğindeki toplarla selam atışı yapması emredildi.
"...Bu sırada, hakikaten, idare-i zalimenin tesirini bütün milletin anlamaya başlamış olduğunu hissettim ve bundan sonra idare-i zalime-i Hamidi'ye karşı zihnimde hasıl olan intibah, derece-i kemâle gelmişti. Bu hain herif, istese, bir anda her şeyi yapar; memleketi bahtiyar eder; etrafındaki alçakları dağıtır; hem memleket, millet bahtiyar olur, hem kendisi, diyordum. Fakat bu adamın senelerden beri kan içmeye alışmış olduğunu ve insanın itiyadından vazgeçemeyeceğini düşündükçe, şahsına karşı fevkalade bir adavet [hissediyor] ve herhalde bunun vücudunun ortadan kalkmasının en selim bir çare olacağını düşünüyordum…”